Bu şahıs da diyanette görevli tarihselci sapıklardan. Konferanstan birkaç sözü:
-Anlaşılan Hz. Muhammed, Kur'ân'ı yazılı hâle getirmeyi kendi vazifesi olarak görmedi.
-Allah, gerçekte yazılı bir metin istemiyordu, hatta aksine Allah, insanlarla olan “esnek iletişimini” korumak için Kur'ân metninin yazıya dökülmesine karşıydı.
-Kur'ân'la anlatılmak istenenlerin sadece yüzde onu, Kur'ân'ın âyetlerinde bulunabilmektedir. Geri kalan kısım, tarihsel olarak yorum gerektirmektedir.
Dergiden birkaç küfri alıntı:
«Türk askeri, bundan sonra «Allah! Allah!» diye bağırmayacaktır.
«Yabancı Arab dininin Türkiye'de yaşamasına imkân yoktur.
«İslâmiyet Dini, Türkiye'nin milliyet prensiplerine tamamıyla muhâliftir.
«Muhammed’in... şefaatçiliği bizi sahteliğe sevk ediyor.
«Allah kelâmı diye... neşrolunan rivâyetler(!) bugün için hakikati ifâde etmekten çok uzak mevkidedir.
«Arab harsını kusan (!) İslâmiyet Dini, Türk hayat-ı ictimâiyesinden tamamen silinecektir.
Cennetse bu yurt, sen onu buldun harabe,
Bir gün olacaktır anıtın, Türklüğe Kabe!..
Zindan kesilen ruhlara, bir nûr gibi doldun,
Türk ırkının en son bir peygamberi oldun!..
Besmelemiz şu da olabilir:
Atatürk’ü yaratan Tanrı’nın adı ile başlarım.
Bu da fatihamız olabilir:
Bütün Alemler’in Rabbi olan, esirgeyen, yarlıgayan ve Atatürk’ü yaratan Tanrı’ya şükürler olsun. Tanrım, Seni severiz. Senin yarattıklarını severiz, Sen‘den yardım dileriz. Bizi, Atatürk ’ün gösterdiği dosdoğru yola ilet, nimetine erenlerin, gazabına uğramayanların, Atatürk yolundan sapmayanların dosdoğru yoluna...