Kâzım Karabekir:
«-Teşkîlât-ı Esâsiye'de dinimizin İslâm olduğu yazılıdır. Teyfik Rüştü Bey, hangi kanaati haykıracak, hangi dini yazdıracaksın? Hıristiyanlığı mı?»
Mahmud Esad Bozkurt:
«-Evet, Hıristiyanlığı... Çünkü İslâmlık terakkiye mânidir. Bu dinle yürünmez, mahvoluruz ve bize de kimse
ehemmiyet vermez!..»
CHP'li diğer bir vekil. Celâl Nûri İleri’nin derdi ise başkaydı. İleri Gazetesi’ndeki köşesinde şöyle yazıyordu:
«İnsan, hayvandan ayrılınca bir nevî maymun âilesiydi. İlk atalarımız şüphesiz, ormanların içinde sürü hâlinde serseriyâne dolaşıyorlardı.»
Devlet idâresindeki kaba sofuların elindeki dine kutsallık tanımak, bana göre Afrika zencilerinin çömlek ve taş parçalarına tapmalarından fazla bir anlam ifâde etmez. Birinci olayla ikinci olay arasındaki fark, ilki kuruntuya dayanan bir inanç, İkincisi de bir toprak parçasına güvenmekten ibârettir. Türk Medenî Kanunu yürürlüğe girdiği gün, milletimiz on dört asırdır kendini çeviren sakat ve karışık inançlardan kurtulmuş olacaktır!.. ” Bu ve buna benzeri sözleri sık sık Meclis kürsüsünden dillendiren bir isimdi CHP’li Adâlet Bakanı
Mahmud Esad Bozkurt.
“On milyon belki kat olmuş ki eğilmeden,
Onda onbeş milyonun boyu birden uzadı
Tanrı, peygamber nedir? Kimdir bilmeden
Taptığımız ne varsa hepsi onda şekil aldı.
“Kahramanlığın örneği olan ve vatanın istiklâlini yoktan var eden Mustafa Kemal’e, onun cengâver ordusuna yüce kanunlarına, mücâhid analarına ve Türkiye için âhiret
günü olmadığına îman ederim. İyilikle fenalığın insanlardan geldiğine, büyük milletimin medenî cihanda en büyük mevkii kazanacağına, hamâset dâsitanlarıyla tarihi dolduran kudretli Türk ordusunun birliğine ve Gâzi’nin Allâh ’ın en sevgili kulu olduğuna kalbimin bütün hulûsu ile şehâdet ederim. ’