feylesof üstad Shebol demiş ki:
"Muhammed'in (A.S.M.) beşeriyete intisabiyle bütün beşeriyet muhakkak iftihar eder. Çünkü O Zat ümmî olmasiyle beraber, on üç asır evvel öyle bir Şeriat getirmiş ki; biz Avrupalılar iki bin sene sonra Onun kıymetine ve hakikatine yetişsek, en mes'ud, en saâdetli oluruz."
Şimdi gel, üstünde döneceğimiz her asra birer birer bakacağız. Bak! Nasıl her asır, O şems-i hidayetten aldıkları feyz ile çiçek açmışlar; Ebû Hanife, Şâfiî, Bâyezid-i Bistami, Şâh-ı Geylânî, Şâh-ı Nakşibend, İmam-ı Gazâlî, İmam-ı Rabbânî gibi milyonlar münevver meyveler veriyor.
Hem Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm Kureyş'e demiş ki: "Yolda giderken sizin bir kafilenizi gördüm; kafileniz yarın filân vakitte gelecek." Sonra o vakit kafileye muntazır kaldılar. Kafile bir saat teehhür etmiş; Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm'ın ihbarı doğru çıkmak için, ehl-i tahkikın tasdikıyla, Güneş bir saat tevakkuf etmiş. Yâni Arz, Onun sözünü doğru çıkarmak için; vazifesini, seyahatını bir saat tâtil etmiştir ve o tâtili, Güneş'in sükûnetiyle göstermiştir.
İşte Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm'ın birtek sözünün tasdiki için, koca Arz vazifesini terkeder; koca Güneş şâhid olur. Böyle bir zâtı tasdik etmeyen ve emrini tutmayanın, ne derece bedbaht olduğunu ve Onu tasdik edip emrine
سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا
diyenlerin ne kadar bahtiyar olduklarını anla,
الْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى الْإِيمَانِ وَالْإِسْلَامِ de
Hem sinek Onu taciz etmezdi, Onun cesed-i mübarekine ve libasına konmazdı. Nasıl ki evlâdından Seyyid Abdülkadir-i Geylânî (K.S.) dahi, ceddinden o hâli irsiyet almıştı; sinek ona da konmazdı.