Bir Cuma günü (o zaman tâtil günü idi) öğle ezanı okunurken mahfelde (orduevinde) bulunan birkaç zâbit, kapıya doğru koşuştu. Yüzlerinde mânâsız birsevinç ifadesi vardı. Çünkü ezân, o gün ilk defa Türkçe okunuyordu. Ezân bitti, yerlerine oturdular; iskambil', tavla partilerine devam ettiler. Ne kadar garip idi ki, câmiye gidenler, Türkçe ezândan ezâ duyarlarken, memnun olanlar
da ibâdete karşı haftada bir gün olsun alâka duymayan insanlardı. Onlar, ezânın Türkçe olmasına sevinmişlerdi, fakat câmiye gitmek akıllarından geçmemişti.