Oğuz Oğuz

Puan vermedi·512 syf.··
2017 8. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2017 22:49
Prue'nun minik kardeşini kargalar "vahşi ormana" kaçırır, üstelik kardeşi kendisine emanet edilmişken. E tabi iş başa düşer, Prue -ve peşine takılan arkadaşı Curtis- birden kendini vahşi ormanın büyülü dünyasında bulur. Asker tilkiler, gizemli bi postacı kamyoneti, konuşan kuşlar, kötü kalpli insanlar, iyi mi yoksa kötü mü bir türlü karar veremediğiniz bir kraliçe ve çıkmak üzere olan büyük bir savaş. Narnia günlüklerini okumuş olanlar için çok da süpriz olmayacak gibi bu konu. Benzer bi hikaye, farklı karakterlerle işlenmiş. Bir de elbise dolabı yok tabi. Akıcı, güçlü, kesinlikle kendini okutan bir roman, ancak şaşırtıcı değil. Peki bu kitabı özel kılan nedir ? Tabi ki kitabın çizimleri. Çizimlerini saatlerce inceledim, ve resimleyen kişinin yazarı çok çok iyi tanıdığını yoksa bu kadar güzel bir iş çıkamayacağını düşünmüştüm ki, kitabın sonunda yazarla evli olduklarını öğrendim. Muazzam bir iş çıkarmışlar. Sırf çizimleri için bile kitaplıkta bulınması gereken bir kitap. Ben ara ara açıp bakıyorum hala. :)
Vahşi OrmanColin Meloy · Pegasus Yayınları · 2016124 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·176 syf.··
2016 239. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2016 14:51
Açıkcası daha önce hiç bir gazetenin basılana kadar geçirdiği evreleri düşünmemiştim. Kitabın arka kapağında da büyük puntolarla yazıldığı gibi , Umberto Eco kitabında , özellikle ilk bölümlerinde, kötü gazeteciliğin nasıl olacağından bahsederek , bu konuda sizi aydınlatıyor. Colonna ve ekibinin, hiç çıkmayacak bir gazete için hazırladıkları 12 sıfır sayının yazılış sürecinde siz de haberlerin , manşetlerin neler düşünülerek seçildiği, bir gazeteden halkın beklentisinin ne yönde olduğu, hiciv dozunun ne ölçüde bırakılması gerektiği gibi bir çok ayrıntı hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz. Oluyorsunuz da, Eco'nun tarihi ayrıntılarla işlenmiş, tuğla gibi kitaplarına alışmış bizler için , 180 sayfalık bir gazetecilik rehberi gibi duran bu kitap acaba biraz yavan mı kalmış ki? diye düşündürürken, birden kendinizi yoğun bir İtalyan tarihi içinde buluyorsunuz. Gazetecilik hakkında olmadığı gibi , İtalyan tarihi hakkında da pek bi bilgim yok. O yüzden kitabı vikipedi eşliğinde okumak zorunda kaldım. İlk sayfalarda buna uyum göstermek zor gibi gelse de, sonrasında okuduğunuz sayfalardan zevk almaya başlıyorsunuz. Ve bütün bu bilgi birikiminin haricinde bir de heyecanlı bir polisiye macereya dahil oluyorsunuz. Kitabın kapak tasarımının da hakkını vermek lazım. Kitapçıya gittiğimde, alınacaklar listemde olmamasına rağmen, kapağından etkilenerek almıştım. Sakin bir kafayla, sessiz bir ortamda, elinizin altında vikipediyle okumanızı öneririm.
Sıfır SayıUmberto Eco · Doğan Kitap · 20151,314 okunma
Puan vermedi·294 syf.··
2016 243. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 13 Kasım 2016 20:13
Howl ve Calcifer'i özleyenlere ilaç gibi gelecek bi kitap. Diana Wynne Jones'un hayal gücüne sahip olabilmeyi isterdim. Zaman ve mekan bükebilen sihirli bi ev, kitap kurdu bir kız, obur bir köpek ve sakar bir büyücü adayının heyecanlı macerası. Okurken Miyazaki'nin çizimleriyle hayal etmeye çalışın. :)
Sihirli EvDiana Wynne Jones · İthaki Yayınları · 2011238 okunma
Puan vermedi·216 syf.··
2016 237. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 16 Ekim 2016 19:10
Dehşet Hikayeleri; kitap fuarında gezerken dikkatimi çekti. Daha önce hiç bir ön-bilgim olmamasına rağmen, kapak tasarımı çok hoşuma gittiği için almak istedim. Ayrıca yanında devamı nitelikte 2 kitap daha vardı ; seri halinde olan çocuk kitaplarını çok severim, yeni bir Talihsiz Serüvenler Dizisi olabilir mi acaba diye düşünerek aldım. Ancak okumaya başlayınca hayal kırıklığına uğradım. Çünkü kitap "adından da anlaşılacağı üzere" küçük küçük bir sürü hikayeden oluşuyomuş.Bunu adından anlamamız gerekiyormuş, çünkü arka kapakta kitapla ilgili bilgi bulunmuyor. 2 kardeşin serüvenlerini okumayı beklerken, 15-25 sayfa uzunluğunda gotik, korkutucu öyküler bulmuş oldum. Çok mu kötüydü ? Hayır değildi, özellikle öykülerden bir kaç tanesi oldukça özgündü. Ama serinin devamı olan diğer 2 kitabı alma isteği uyandırmaya da yetmedi. Öykülerden birkaçının da çocukluk yaş grubuna pek uygun olmadığını düşündüm, çünkü okurken beni bile ürkütüp ,tiksindirdi. Fiyatının da kitap için yüksek olduğunu söyleyebilirim. Kitabın en sevdiğim özelliği çizimleri oldu. Her bir öyküde bir sayfa çizime ayrılmıştı, ve hepsi de birbirinden güzeldi.
Kara Gemi'den Dehşet HikayeleriChris Priestley · Tudem Yayınları · 2010121 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2016 242. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2016 22:45
Yusuf Atılgan'ın "Lokantaya girdi ve boş bir masaya oturdu." demek yerine, "Lokantaya girdi, karşıdaki masanın sandalyesini tuttu, ama köşedeki 2 kişilik masayı farkedince vazgeçip oraya geçti." demeyi tercih etmesini seviyorum. Aylak Adam'ı okuyup, çok beğendikten sonra yazarın bu kitabını da okumaya karar verdim. İki kitap karakterleriyle, karakterlerin problemleriyle birbirine çok benzesede, Anayurt Oteli daha karamsar, daha acınası geldi bana. Üstelik dili de daha ağırdı. Tamamlanmamış cümleler, konudan konuya atlamalar; zaman zaman karakterin içinde bulunduğu psikolojik durumu anlatmak için kullanılmış olsa da, zaman zaman bana yazarın da benzer bir bunalım içinde olabileceğini düşündürdü. Aylak Adam'da gözümüze gözüme sokulan Oidipus kompleksi , bu kitapta yerini "saplantı"ya bırakmış. (Karakteri kullanılmış bir çay bardağını öpecek ya da unutulmuş bir havluyla sevişecek hale getirmiş bir saplantıya. ) Ben biraz Hermann Hesse tadı aldım, ama yanılmış da olabilirim. Yusuf Atılgan'ı hiç okumamış olanların öncelikle Aylak Adam' okuyup, sonrasında bu kitaba geçmelerini öneririm.
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma