Her şey tamamen Allah'a aittir. Biz de Rabb'imize aitiz, O'nun mülkü olan kâinat içerisinde yaşıyoruz. Biz, kendimize malik olmadığımız için dertlerimiz, çıkmazlarımız, tıkanmalarımız bizden çok Rabb'imizi ilgilendirir.
Kendimizi kendimize ait kabul edersek kaldırılamaz yüklerin altına girmiş oluruz. Rabb'imize ait oluşumuz ve O'nun bizim hâlimizi en ince detayına kadar bilmesi, bizim için en ümit verici müjde, içinde bulunduğumuz musibetten kurtulacağımızın da en büyük garantisidir.
Bir ayet-i kerimede, "Allah kuluna kâfi değil mi?" buyurulur (Zümer, 36). Yaşadığımız hâli idrak ederken eksiltiriz. Dile getirirken daha da noksanlaştırırız. Kimi ıstıraplar da büyüdükçe dilsizleşir. Hâlimizi kelimelere ne kadar dökmeye çalışsak da Rabb'imizin hakkımızda bildiği kadarına denk gelmez. Çünkü insan kelimelerle düşünür ve konuşur. Allah'tan bir şey isterken de kelimeler aracılığıyla ister. Kelimeler sınırlıdır. Oysa Allah'ın bizim hâlimizden haberdar oluşu sınırsız ve engelsizdir. Biz hiçbir şey anlatmadan da Rabbimiz hâlimize teferruatına kadar vakıftır.
Herkesle aranız bozulabilir. Bazıları gidince üzülürken bazılarının gidişi ise iyi bile gelebilir. Ama kendinizle aranız hep iyi olsun. Çünkü o bozulunca her şey bozuluyor.
Bazen çiçek açmak için çok çaba gösterirsin. İyi niyetle de olsa çiçeklerini toprağından ayırmaları uzun sürmez. Koparıldığında kurusan da içinde bir hikâyenin saklı olduğunu unutma ve onu canlı tutmaya devam et. Çünkü senin asıl görevin çiçeklerini değil hikâyeni korumak..
Hilâl ER