Düşünmek, sonlu ve geçici bir dünyada bulunmanın ölümsüz ruhlarımızda açtığı yaraları sarmak için başvurduğumuz bir tedavi yöntemidir. Kaybettiğimizi bulmak için ayağa kalkmaktır. Bulmak ve bulunmak için varlık âleminin bütün dehlizlerine girip çıkmaktır. Düşünmek, farklı görünen şeylerin aynı olduğunu anladığımız anda aynı gibi görünen şeylerin farklı olduğunu kavramanın sancısıyla aramaya devam etmektir. Çare diye sarıldığımız şeylerin elimizden kayıp gittiğini gördükten sonra batmayan, solmayan, yok olup gitmeyen bir kaynağa doğru uzanmaktır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Eserin Mircea Eliade'nin mitler, rüyalar ve gizemler kitabı için ön okuma değerinde olduğunu düşünüyorum. Merkeze Babil Simyası, imgesi, kozmolojisini almış olsa da tüm Asya inançlarından örnek vererek, Mezopotamya kültürünün nasıl yayıldığını ve etki ettiğini göstermekte. Özellikle madenler ve taş imgesinin anlamlarını anlattığı kısımları çok beğendim. Günümüzde de doğal taşların enerjilerine, insana etki ettiğine, düzenli tamamladığına, hastalıklara şifa ettiğine inanılmakta, bunların kökeninin Babil'e, Mezopotamya'ya dayandığını, bugün kullanıldığı gibi kullandığını görüyoruz. Babil kozmolojisin de her şeyin bir cinsiyetinin olduğunu, cinsiyeti olmayan şeylerin canlı olamayacağı inancını ve bundan dolayı taşlardan insan eliyle yapılan kaplara kadar cinsiyet atfedildiğini bunların bir kısmının da Ritüel ve büyüler ile gerçekleştirildiğini görmekteyiz. Kozmosta her şey bir ahenk, büyü içerisindedir. İnsan'da bu düzene uyum sağlamalıdır. Bozulan düzenler yapılan ritüeller ile düzeltilmeye çalışmıştır. İnsan doğanın parçası olarak görülmektedir.
Kingu ilk tanrılardan biri olmasına rağmen, Tiamat'ın yarattığı canavarlar ve şeytanlar ordusunun komutanı, başşeytan haline gelmişti. Demek ki insan, şeytani bir maddeden oluşturulmuştu: Kingu'nun kanı... Trajik bir kötümserlikten söz edilebilir; çünkü insan kendi doğumuyla mahkûm edilmiş gibidir