gözlerim kuruyuncaya dek ağlamak istiyorum,
ve sesim kısılıncaya dek bağırmak.
bana düşen bir yağmur damlası
ırmağa dönüşüyor damarlarımda
yüzümü yalayan yel, fırtınaya, boraya.
ve artık sırtıma ağır geliyor yaşamak,
yüzüm gözlerden, sesim kulaklardan
şiirlerim basılı kağıtlardan silininceye dek kaçıp saklanmak istiyorum.
hani şimdi biz...
İnanın:
güzel günler göreceğiz çocuklar
güneşli günler göreceğiz
motorları maviliklere süreceğiz çocuklar
ışıklı maviliklere süreceğiz
Heyhat! Yirmi yıl, belki on yıl sonra nerelerde olacağız biz acınası Aziyade? Toprakta yatan, kimsenin bilmediği iki kalıntı, elbette mezarlarımız birbirinden yüzlerce fersah uzakta olacak ve bizim birbirimizi sevdiğimizi hâlâ kim hatırlayacak?