umit bulut

Yil 1925'i gosterdiginde Huseyin Kenan takma adiyla kaleme aldigi "Hapishanede Idama Mahkum Olanlar Bile Bile Asilmaya Neden Giderler?" baslikli yazisi sebebiyle tutuklanarak Ankara'da yargilaniyor ve "Memlekette isyan bulundugu sirada, askeri isyana tesvik edici yazi yazmak"tan suclu bulunarak uc yillik kalebentlik cezasiyla Bodrum'a surgune yollaniyor. Siyasi suclularin denizden Yunanistan'a kacma ihtimalinin onune gecmek icin ulasimin denizden yapilmamasi, o yillarda Bodrum'a karayolunun da olmamasi nedeniyle, iki er nezaretinde Ankara'dan once Izmir'e trenle goturuluyor, Izmir'den gunler suren yurumeyle Bodrum'a. Kaymakamin inisiyatifiyle kale hapsi ev cezasina donusturuluyor. Yatagan adini verdigi kayigiyla koylari kesfeden, balikcilik yapan, bitkilerin dunyasini arastirarak Avrupa'dan tohumlar isteten, fidanlar getirterek beldeyi adeta cennete ceviren yazarimiz, arkadaslarinin deyimiyle denizde balik, karada agac oluyor. Cezasi bitip yil 1945'e geldiginde cocuklarinin egitimi icin Izmir'e gidiyor. Tanidigi butun yazar ve sair arkadaslarini mektupla Izmir'e davet ediyor. Izmir'de bulusarak atliyorlar tekneye, yanlarinda peynir, su, peksimet, tutun ve raki, dunyayla iliskilerini keserek aciliyorlar maviliklere. Iste zamaninda karadan yolu bile olmayan, surgun yeri olarak bilinen ilce, o adam sayesinde yurdumuzun cennet koselerinden biri oluyor. Yaptigi tanitim calismalari, yazilari, rehberligi sayesinde uluslararasi alanda taninan turistik bir merkez haline geliyor Bodrum. Palmiyeleri, begonvilleri, mimozalari, greyfurtu ve 45 cesit bitki turunu ilceye getiren, Bodrum'u Bodrum yapan yazar, etimolog, cevirmen, gazeteci, ressam, sair, rehber, arastirmaci o adamin adi Cevat Sakir Kabaagacli. Bodrum'un antik cagdaki adini mahlas olarak kullanmasiyla nam'i diger
Sayfa 237·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Spor salonlarinin en gozde aleti olan kosu bandi uzerine arastirma yaptiginizda karsiniza 19. yuzyilda kullanilan bir iskence aletinin gunumuze tasinmis, modernize edilmis hali cikiyor. Yil 1817-1818. Ingiltere'deki hapishanelerin durumu oldukca kotu. Idam ve surgun en fazla tercih edilen ceza yontemi. Mahkumlarin cok kotu sartlarda tecrit edilmesi uzerine bazi dini gruplarin, yardimseverlerin ve Charles Dickens gibi unlulerin onculugunde baslayan ve artan protestolar sonrasi "mahkumlarin kosullarinin duzeltilmesi" onerileri gelir. Ingiliz muhendis Sir William Cubitt, mahkumlarin avluda bos bos dolasmasindan ilham alarak, tek seferde cok sayida mahkumun bir arada uzerine cikabilecegi buyuklukte, insan ayagina uygun genislikte, tekerlege benzeyen bir cark icat eder. Duzenege yerlestirilen mahkumlarin araliksiz, koordineli yurutulmesi saglanacak, bu sayede cark surekli donecektir. Bu tasarimi dahiyane bulan yoneticiler mahkumlarin birlikte hareket etmeye alisacaklarini, tekrara ve eszamanliliga dayanan isci aliskanliklarini ogreneceklerini ve bu sayede topluma yeniden adapte olabileceklerini dusundukleri icin memnundurlar. Ilk zamanlar bosa cevrilen cark, ilerleyen zamanlarda su pompalarini calistirmak ve tahillari ogutmek icin kullanilacaktir. Cok sayida sakatlanmanin ve olumlerin yasanmasi uzerine 1898 yilinda cikarilan Cezaevi Yasasi ile asiri derecede acimasiz bir iskence yontemi olduguna karar veriliyor ve yasaklaniyor. Oscar Wilde da escinsel iliski sucuyla 1895 yilinda mahkum edildigi cezaevinde bu cezaya maruz kalanlardan biri.
Sayfa 227·Kitabı okudu
Bir hamambocegini oldurursen kahramansin, bir kelebegi oldurursen seytansin. Ahlakin estetik standartlari vardir.
Sayfa 202·Kitabı okudu
Yil 1903. Kapitalizmin insan onuruna uygun bir sistem olmadigina inanan Lizzie Magie, kapitalizmi elestirecek, politikaci ve ekonomist Henry George'un onculugunu yaptigi "Tek vergi/toprak deger vergisi" teorisini (ana doktrini, kisilerin urettiklerinin %100'une sahip olmasi, fakat dogada bulunan her seyin, ozellikle de topragin, herkese ait olmasi gerektigi) ogretecek bir arac olmasi dusuncesi ve siyasi gorusunun eglenceli ozetini genis kitlelere anlatabilme amaciyla Mulk Sahibi Oyunu (The Landlord's Game) adinda, iki modul ve iki ayri kural sisteminden olusan bir oyum tasarliyor. 1. modulde hedef tum oyuncularin refahinin artmasi. Oyunu kazanmak tum oyuncularin zenginligini arttirmaya bagli. Anti-monopolist, yani anti-tekelci bu versiyona Hayat Oyunu diyor. 2. modulde ise hedef oyunculardan birinin monopoli, yani tekel kurarak rakiplerini iflasa suruklemesi. Buna da monopolist, yani tekelci diyor. Magie'nin dusuncesi aslinda soyle: Insanlar bu iki modulu ardi ardina oynadiginda ilk modulun, adil bir yasam icin servetin paylasilmasiyla ahlaki acidan daha ustun oldugunu fark edecek ve bilinc seviyeleri yukselecek. Buyuk olasilikla oyunun mucidi kabul edilen Charles Darrow'un eline de o kopyalardan biri geciyor. O da oyunu biraz daha sadelestirip 1930'da Parker Brothers'a satiyor. Sirket, 500 Usd karsiliginda oyunun patentini Magie'dan aliyor. Sonucunda anti-monopolist modul tarihe karisiyor. 1935'te piyasaya surulen Monopoly, kutu oyunlar kategorisinde bir kult haline gelerek dunya tarihine adini yazdiriyor. 750 milyon kisi tarafindan oynanarak rekor kiriyor.
Sayfa 107·Kitabı okudu
Tavla, Ingilizcedeki masa anlamindaki table ya da bizdeki tabla kelimesiyle ayni kokten geliyor. 6. yuzyilin sonlari, Hint imparatoru Pers imparatoruna satranc oyunu hediye gonderiyor. Yaninda da bir not: "Kim daha cok dusunuyor, kim daha iyi biliyor, kim daha ileriyi goruyorsa o kazanir. Iste hayat budur." Pers imparatoru Nevsiyan da cagiriyor en alim veziri Buzur Mehir'i, oyunu cozmesini ve yeni oyun icat etmesini istiyor. Zaman kavramindan ilham alan vezir gece gunduz ugrasarak icadini sunuyor sahina. 4 kosesi mevsimleri, karsilikli 6'sar haneyle yildaki 12 ayi, pullarin toplam sayisiyla 15 gece-15 gunduzle aydaki 30 gunu, siyah-beyaz taslarla gunduzu ve geceyi, karsilikli 12'ser haneyle de gunun 24 saatini simgeliyor. Icine yazilan bir notla tavla gonderiyor Hint Imparatoruna: "Evet, kim daha cok dusunuyor, kim daha iyi biliyor, kim daha ileriyi goruyorsa o kazanir. Ama biraz da sanstir, iste hayat budur."
Sayfa 97·Kitabı okudu