Saliç Aktaş

Saliç Aktaş
@Salicc
Öğrenen/Öğreten
İstanbul
Amasya, 12 Ekim
40 okur puanı
Eylül 2018 tarihinde katıldı
Nöronlarım yandı hocam!
3/10
·424 syf.··
2020 140. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2020 13:07
Bazı kitapları o kadar büyük bir heves ile alırım ki. Kapaklarına, sayfalarına anlamlar yüklerim. Pia Mater uzun zamandır okunmayi bekleyen favori listemde yer alıyordu. Malesef son zamanlarda yaşadığım en büyük hayalkırıklığı diyebilirim. Büyük bir şaşkınlık içinde bu kitabın hayranı olmanın bir edebiyatsever olarak çok zor olduğuna inanıyorum. Kitaba verdiğim 3 puan sadece içinden öğrendiğim birkaç bilimsel anekdota olan hayranlığım sadece. Olay herhalde bizim bilmediğimiz bir dünyada geçiyor. Ne kadar klişe ararsak var kitapta. Spoiler olacak ama küçük bir sokak çocuğu 3 yaşındaki bir bebeğe aşık oluyor ve hayatı boyunca onu kaybetmeden takip ediyor. Eğer yazarın akademik geçmişini bilmeseydim bu kesinlikle bir watped kitabıdır diyebilirdim. O kadar sığ. Nöron kelimesini o kadar çok tekrar etmişki. Anladık hocam sen nöroroman yazmışsın diye bağırmak geliyor insanın içinden. Limbik sistem, frontal korteks... Sürekli tekrar eden saçma bir bağlantı silsilesi. Bir sokak çocuğunun hiçbir eğitim almadan kendi çabaları ile öğrendiği bilimsel gerçekler... Kesinlikle dizi olarak çekilse "çukur" olarak başlayıp "stranger things" olarak bitecek bir kitap. Vakit kaybı diyemeyeceğim. Ancak okumamış olsaydım çok da bir şey kaybetmezdim herhalde. Çünkü daha bu kitabın öncesinde Şevket Süreyya Aydemir'in o muazzam eseri "Suyu arayan adam"ı okumuştum. Belki de ne okursam içi bomboş gelecekti. Kitapla kalın. Sevgiler
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919bin okunma
Ahh ne çok hayal kırıklıklarımız var değil mi ... benimde çok hevesle alıp özene bezene okuduğum kitaplardan beklentilerimi karşılayamadığım çok. Sanırım son zamanlar dijital pazarlamanın marifeti bunlar. Bir kaç iyi eleştiri, cazibeli bir kapak tasarımı bizi çekiyor kendine . Ama sonu hüsran olmaktan kurtulamıyor.
Reklam
Herhangi bir film senaryosundan araklamadığıma yemin ederim!
Çocukluğumda,bisikleti yok diye bisikletimi paylaştığım bir Mehmet vardı.Kötü yaradılışlı bir çocuktu.Huysuz,bencil ve merhametsizdi.Dürüst olmam gerekirse,bisikletimi de vermek istemezdim ona çünkü sevmezdim.Ama annem"Furkan,onların durumu yok,arkadaşını incitmeden onunla bisikletini paylaş"dediği için kıramazdım annemi.Dün bir iş ilanına başvurdum.Başvurduğum iş;yayınevlerine taşeron kitaplar temin eden yarı kurumsal küçük bir şirketin editörlüğü.İş görüşmesine gittiğimde karşımda Mehmet vardı ve patron olmuştu.Mülakat esnasında soğuk bir iletişim kurdum ve odadaki aşırı negatif enerjiden fazlasıyla etkilendim fakat çaktırmadım.Mülakatın yarısında da bir bahane uydurup çıktım zaten. Not:Mehmet,lise mezunu(patron) Ben,üçüncü üniversitesini okuyan kişi(iş arayan) Utanmıyorum.Utansam bu kadar cesurca bir iletiyi paylaşmazdım zaten.İçimi dökmezdim.Neden utanmıyorum:Çünkü dünya;şerefsizliğini,adaletsizliğini,onursuzluğunu;şerefli,adaletli,onurlu insanlara yapar. Son not:Kendimle gurur duyuyorum.Dik durmaya ve olduğun gibi kalmaya,yaşamaya devam!
Böyle hikayeler artık o kadar olağan ki filmlere konu olmak için bile sıradanlaştı. Malesef canım ülkemde böyle hadiselerin yaşanması üzücü bir durum. Umut ediyorum ki Mehmet en azından huy ve insanlık yönünden kendini geliştirmiştir. En azından iyi bir patrondur. Hayat ona güzel bir şans sunmuş ve umarım O da bu şansı iyi insan olmak yolunda güzel değerlendirmiştir.
Sevgili 1K kullanıcıları;
Herkesten önerebileceği bir yönetmen,film ya da diziyi yoruma bırakmalarını rica ediyorum. Sizin önereceğiniz yönetmeniniz,filminiz ya da diziniz nedir?
Steven Spielberg/ Yapay Zeka Murat Saraçoğlu / Deli Deli Olma
Aklımda,çok teşekkürler Saliç☺️
-Meksika'da Inka tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup arkeolog, birkaç yerli rehberle yola koyulur. Dağın tepesindeki tapınaklara giden yolda hızlı bir tempoyla yürüdükten sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturup beklemeye başlarlar. Uzunca bir süre bekledikten sonra yola devam etmek üzere kalktıklarında arkeologlardan biri, yaşlı rehbere sorar; "Hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup, saatlerce yok yere bekledik? " Yaşlı rehber der ki; "Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, ruhlarımız bizden uzakta kaldı. Oturup ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik-
Bu yorum görüntülenemiyor