Salman Ferzelıyev

Beyinle uğraşmak sanattır aslında. Çünkü beyin, sanat harikasıdır. Ben sanattan bigâne kalamam. Ameliyat yaparken sanat yapıyorum. Belki birazcık sıra dışı olacak ama ben dünyada hiçbir zevki bir beyin ameliyatından aldığım zevke değişmem. Yani beyin ameliyatı yaparken evet, çok zorlanıyorsunuz, 15-20 saat, bazen 28 saate varıncaya kadar ameliyat yapıyorsunuz, yemek yemiyorsunuz, çay içmiyorsunuz... O hastayı kurtarmak için uğraşıyorsunuz. Ama ameliyattan çıktıktan sonra hasta sizin elinizi sıktığı zaman, ‘iyiyim’ dediği zaman dünyalar sizin oluyor. Yani dünyanın hiçbir zenginliğine, hiçbir malına mülküne değişilmez. O nedenle sanata bigâne kalmak mümkün değildir.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tasavvufta dört kademe vardır. Birincisi şeriattır. Şeriat nedir? “Mendakka dukka”. Bu senin, bu benim, çalma kapımı, çalarlar kapım; kısasa kısastır. İkincisi tarikat, tarikat makamı, kırk kapı vardır, “dört” oradan geliyor. Tarikat nedir? Hem senin hem benim yani bu şenindir de benimdir de; paylaşmak vardır. Üçüncü merhale marifet kapısı; ben bir şey istemiyorum zaten dünya titreşimdir, bunların hepsi şenindir. Fakat dördüncü kademe tamamen tasavvufun son kertesi, marifet dediğimiz ne senin ne benim, bütün titreşimler de yok, tek o var. “Elif Allah’m kâm ve Bağdat’tır mekânı ve tevhidin aslanı” diye de geçer. “Bidayette tasavvuf sofi bican olmaya derler, Nihayette gönül tahtında sultan olmaya derler Tasavvuf külli yakmaktır vücudun nar-ı la ile Tasavvuf nûr-i “illâ” ile insan olmaya derler” İşte burada illâ olmak da hakikat makamındadır ne sen varsın ne ben varım, bir o Elif var, bir o var, o hakikat makamı, dördüncü makamdır.
Kur’an-ı Kerim’i okumak üç türlüdür dedik, ben burada gönlünle, anlayarak oku kısmına (tertil), “beyninle oku, anlayarak oku” diye de ekliyorum. însan, beynini kullanırsa kâinattaki atomlar kadar bilgiyi beyni alabilir.
bugün bakıyoruz ki Roger Penrose kitabında:146 “Tanrı nanotüplere kendisinden zerreler yerleştirmiştir, eğer bunları okuyabilirsek bu nanotüplerin içerisine geçmiş ve gelecek, bütün ihtimaliyetleri saklamıştır” diyor. Kur’an da "... ve nefahtu fîhi min rûhî”147, “Yaratılan her şeye kendi ruhumdan üfledim” diyor. Birbirlerini nasıl da teyit ediyorlar değil mi? Canh-cansız her şeyde bir ruh vardır!
Kur’an: “Bilgisi olmayanın peşinden gitmeyin”141, diyor hatta “Bilginiz yoksa konuşmayın, bilene sorun”142, diyor. Muhyiddin Arabî’143nin “Fütuhat-ı Mekkiye”sinde de var. Bilgi, çok önemli çünkü imandan önce bilgi gelir! Hayatın temeli atom olarak bilinir ama hayatın temeli bilgidir! Bilgi, Allah’ın sıfatıdır çünkü Allah’ın âlim sıfatı vardır.