Tasavvufta dört kademe vardır. Birincisi şeriattır. Şeriat nedir? “Mendakka dukka”. Bu senin, bu benim, çalma kapımı, çalarlar kapım; kısasa kısastır. İkincisi tarikat, tarikat makamı, kırk kapı vardır, “dört” oradan geliyor. Tarikat nedir? Hem senin hem benim yani bu şenindir de benimdir de;
paylaşmak vardır. Üçüncü merhale marifet kapısı; ben bir şey istemiyorum zaten dünya titreşimdir, bunların hepsi şenindir. Fakat dördüncü kademe tamamen tasavvufun son kertesi, marifet dediğimiz ne senin ne benim, bütün titreşimler de yok, tek o var. “Elif Allah’m kâm ve Bağdat’tır mekânı ve tevhidin aslanı” diye de geçer.
“Bidayette tasavvuf sofi bican olmaya derler, Nihayette gönül tahtında sultan olmaya derler Tasavvuf külli yakmaktır vücudun nar-ı la ile Tasavvuf nûr-i “illâ” ile insan olmaya derler” İşte burada illâ olmak da hakikat makamındadır ne sen varsın ne ben varım, bir o Elif var, bir o var, o hakikat makamı, dördüncü makamdır.