Salman Ferzelıyev

Evrensel olanlar, toplumsal olanlar bu dünyada hataya ceza veriyor. Nedir bunlar? Adam öldürmenin cezası var bu dünyada, Tevrat’ta da var, Incil’de de var, Kur’an’da da var, Brahmanizm’de de var, Hinduizm’de de var, hepsinde var. Adam öldürmenin cezası olmayan bir din, semavi olsun olmasın, yok. Yalan konuşmanın cezası var, hırsızlığın cezası var. Hangi ülkede hırsızlığın cezası yok? Hepsinin var. Ama namaz kılmamanın, oruç tutmamanın, hacca gitmemenin bu dünyada cezası yok, Kur’an’da yok. Ha öteki dünya, Allah-u Teâlâ affeder, affetmez o ayrı bir konu, o görevin senin, o ayrı bir konu ama bu dünyada bunların cezası belirtilmemiş. Ama diğer tarafta diyor ki, adam öldürmeyin. Ha efendim, savaşa gidip de adam öldürmek... Yok böyle bir 197 şey! Size saldırmadıkları müddetçe, fitne fesat çıkarmadıkları müddetçe ister Hristiyan olsun ister Ateist olsun, ne olursa olsun asla ve asla onların ırzına, namusuna, vatanlarına, milletlerine, bayraklarına saldıramazsınız. Hatta size saldırdıkları takdirde (Sure-i Muhammed’de geçiyor bu zaten) ancak “Onlar el aman dedikleri zaman, onları yakalayın, sıkıca bağlayın ya bir şey karşılığında ya bir şey almadan serbest bırakın”, diyor. O bakımdan İslam’ı bu şekilde yanlış anlıyorlar. Ama namaz kılmayana şu cezayı verin, Kur’an demiyor.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kur’an-ı Kerim dünyevidir, öteki dünyanın kitabı olmaktan ziyade bu dünyanın kitabıdır. Evrensel hukuk, bireyin hukukunu korumak için kurulmuş ama bence bu yanlıştır. Evrensel hukuk evrenin, âlemin, kâinatın hukukunu âdeme karşı korumak mecburiyetindedir. Oysaki âdemin hukukunu âleme karşı koruyan evrensel hukuk; bir reform yapıp âlemin hukukunu, kâinatın hukukunu, âdemin hukukuna karşı muhafaza etmek mecburiyetindedir ki anayasalar da onun şemsiyesi altında olmalıdır. Evrensel hayat derken sadece insanı kastetmiyoruz, var olan her şeyde bir can vardır, taşın da, yosunun da, yaprağın da, ormanın da, suyun da, denizin de ahlakı, haysiyeti, onuru, şerefi vardır. Dinimizde de bu böyledir, bütün dinlerde de böyledir. Semavi dinler hatta semavi olmayan dinlere bakın, Hinduizm’e bakın, Budizm’e bakın, Neobudizm’e bakın, Mecusilik’e bakın, Brahmanizm’e bakın, Tevrat’a bakın, Incil’e bakın, Kur’an’a bakın... Hepsinde aşağı yukarı aynı.
Contact filminde bir kadın nörolog, uzaya gönderiliyor, altı saniye sonra geri dönüyor. Nörolog, ben altı saniye değil saatlerce kaldım, deyip ısrar edince, en sonunda mahkemeye veriyorlar kadını, diyorlar ki sen yalan konuşuyorsun. Mahkemede de nörolog yaşadıklarını anlatıyor, altı saniyeden çok uzun süre kaldığını ifade ediyor. En sonunda avukatı bir dakika diyor, kaskına bir kamera koymuştuk, kamerayı izleyelim diyor. Kamerayı deşifre ediyorlar, kayıt artifaklı ama on sekiz saat kayıt yapmış dört beş saniye içerisinde! Filmde var açıp izleyebilirsiniz. Ben oturdum, hesapladım, beş yüz altmış yıla tekabül ediyor. Kur’an’da bin yıl diyor, demek ki 139 Secde suresinin 5. ayeti, Hac suresinin 47. ayeti, İsra suresinin 1. ayeti, Secde suresinin 5. ayeti, Mearis suresinin de 4. ayetinde zaman kavramı üzerinde duruluyor. 195 henüz oraya gelemedik. O zaman ne olacak tayy-i mekân dediğimiz, “zaman içinde yolculuk”. Beynimiz işte buna müsait. Geçmiş ve gelecek beyinde kayıtlı!
HOLLYWOOD FİLMLERİ VE KUR’AN Kur’an: “Allah katında geçen yirmi dört saat, sizin saydığınız bin yıla eşittir” diyor. Hollywood’a bakın. Contact, Intersteller, Fantastic Voyage, Arrival, Lucy filmlerine bakın. Örneğin Intersteller filminde: Adam uzaya gidiyor, iki saat kalıyor, kızı üç yaşında, bir saat sonra geri dönüyor, kızı doksan yaşında kendi yine yirmi üç yaşında. Hollywood Kur’an’a göre mi film yapıyor, dediğinizi duyar gibiyim. Evet! Hollywood bizden daha fazla Kur’an okuyor. Kur’an’da var çünkü bunlar. Kur’an’ı okumasalar, böyle filmler yapamazlar! O “gavur” dedikleriniz okuyorlar Kur’an’ı. Ayetlerin çoğunda “zaman” kavramı üzerinde duruluyor.139
Fizik Allah’a ibadet şekli, matematikse Allah’ın ifade şeklidir. Takdir, mukadderat, kader oradan gelir. Kur’an da: “Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık” yani sizin kaderinizi, yapacaklarınızı, düşüncelerinizi omuzlarınıza yükledik, diyor. Roger Penrose ve Hameroff da: “Bu mikro tümörlerin içerisinde bütün ihtimaliyetler vardır, seçmek sana aittir ve seçtiğin anda o tecelli eder” diyorlar. Bilimle ilim birbirini nasıl da teyit ediyor!