Bir paslı kutuya koydular yüreğimi
Oysa ben yüreğimi hep avuçlarımda taşırdım
-ki şimdi; bir kızıl mıhtır
avuçlarımdaki-
Kimsenin gölgesine denk düşmezdi, şaşardım
Sıyıra sıyıra soydular gölgemi
-ki gölgem; sırtımda çarmıhtır
Usûl buydu, duymadığım usûllerden biri
Göğün yedi kat altıydı, geceydi
Vuruldum, vuruluşum; fâili meçhûllerden biri
Başıma iki kurşun sıkıldı sessizce
Cesedim pıtıraklı bir çukura atıldı, gizlice
Namâzımı yer altında ifritler kıldı
-ki ifrit namâzı; salâsız, istikametsizdir-
Yerin yedi kat altıydı, geceydi
-ki gece;
bir kurşun kadar merhametsizdir..
(Ahmet Tezcan - Ve İz Kateltüm Nefsen)
Bazen öyle bir umutsuzluğa düşüyor ki insan
Eline dünyaları versen umurun da olmaz
Çünkü Kırgındır hayata karşı
Kırgındır insanlara etrafında olanlara
Kırgındır yaşamak zorunda kaldıklarına
Elinden bir şey gelmemesine kırgındır
Boşa giden cabalarından
Hayallerinin sürekli yıkılmasından
Hep yanlış anlaşılmaktan yorgundur insan
Bazen de susar insan
Hani dile gelse dertler dayanmaz yürekler
Öyle bir gün gelir ki
Dostun bir tebessümü Yeter aslında
Ama bunu bile çok görürler cana
O yüzden susar, sadece susar bazen insan
Uzun uzun anlatmaya kalksa
Anlayanı olmaz zaten
Bu yüzden umutsuzluğa
Çaresizce sarılır bazen insan
Bu yüzden yalnızlığa
Umutsuzca gömülür gider insan
Bazen de uzaklaşır insan
Sığındığı limanlardan çok uzaklara
Öyle bir dalıp gidiyor ki
Uçsuz bucaksız bu dünyanın ortasında
Kocaman bir mutsuzlukla
Tek başına kalıyor insan
Canından bıkmışçasına ölürcesine