....ailesini soğuktan korumak için ağaç kesmek zorunda kalan eski Türk, önce o ağaçtan özür diler iş. Ağaca ihtiyacından fazlasını kesmeyeceğine, bundan böyle yediği her yemişin çekirdeğini tohumunu aynı yerlerde toprağa gömeceğine söz vererek ağacın canına ve onu yaratan güçlere dua edermiş.
Öncelikle kitabı nasıl ne şekilde hangi kafayla almışım gram hatırlamıyorum ama 2016’da bunu almış olan kendime çok büyük teşekkürlerimi sunuyorum 🤍 gerçekten içeriğini hiç bilmeden alıp gelmişim öyle herhangi bir kitap gibi ama içi öyle güzel ki. Kültürden tut kadim geleneklere, güncel problemlerimizden siyasi meselelere minik minik değinerek olay örgüsüyle birlikte vermek istediklerini ince ince dokuyor. Özellikle içinde bazı bölümler var ki okurken Küçük Prens’i okuyormuş gibi hissediyorsunuz. Anlatmak istediğim çok şey var ama spoiler vermek istemiyorum Özellikle kendinizi uyumsuz hissediyorsanız ve toplumda aykırı bulunduğunuza inanıyorsanız bu kitapta kendinizden bir parça hissedip bazı çıkarımlarda bulunabilirsiniz bence ️
Bu arada yazarı sizden farklı siyasi görüşte ya da farklı dini bakış açısında diye yargılayacaksanız hiç bulaşmayın derim çünkü yer yer kendi tarafını belli ediyor ️
“Ben de ruhunu şeytana satanlardanım galiba.. Şeytan beni de aşkın damına tıktı, burada müebbet hapis etti. Suskunluğun esintisinde acı içinde titreyip duruyorum şimdi. Her saniye Gülfem’i düşünerek geçiriyorum. Oysa ben eskiden böyle miydim?”