Çok okuyan değildir bilgin kimse. Okuduğunu anlamaya çalışan ve yorumlayıp bunu işleyendir bilgin kimse. Ve yine görüyoruz ki 1K'nın da kendini bilgin sanan zavallıları var.
"Onlar hiç bir şey bilmediği halde bir şey bildiklerini sanıyorlar. Ama ben ne her şeyi bildiğimi ne de bir şey bildiğimi idda ediyorum. Bu durumda onlardan daha üstünüm"
-Socrates
Bütün Avurapa’da, bütün Asya'da vücutlarının güzelliği, ruhlarının asilliğiyle tanınmışlardı; hem de o zamanın en ünlü insanlarıydılar.
...Akropolis'in eteklerinde yaşayanlar; rençperler ve sanat sahiperi idi. Bunlar altın ve gümüşü bir yana itip, ne çok düşük ne de çok yüksek düzeyde yaşamaya çalıltılar. Akropolis'in çevresinde ise; muhafızlar konaklıyordu. Sayılarını yermi bin civarında idi ve bu sayının çoğalıp veya azalmasına önem veriyorlardı. Seçkin insanlar bu statüde yaşarlardı.
Akropolis; yunanca da "yukarda bulunan şehir" anlamına gelmektedir.
Rençper; çifçi anlamına gelmektedir.
Efsaneler, eski şeylerin araştırılması, ancak şehirlerde boş vakit kaldığı zaman, bazı kimseler yaşamak için gerekli şeylere kavuştuktan sonra baş göstermiştir, önce değil.
Gerek kendileri, gerek çocukları, birçok nesiller boyunca, yaşamak için gerekli olan şeylerden mahrum kaldıklarından, bütün işleri güçleri, bütün konuşmaları da yalnız bu ihtiyaçlardan ibaret kalıyor, kendilerinden önce, geçmiş zamanlarda olup bitenlere ilgi bile duymuyorlardı.
Not; Buradan yola çıkarsak tüm toplumların kronolojik geçmişini kısmen anlaya biliriz.