Sane

Sane
@Sane
Hacettepe Üni. Psikoloji
Bir insanın anasını ruhsal bakımdan da kendine yakın hissetmesi...çok az tadılan bir mutluluktur bu, anacığım.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
İnsan mantığını bağlayan zincirleri koparanlardır yalnızca gerçek insan.
Sobayı yakmadı ana, kendine yemek pişirmedi, çay da içmedi, ancak akşam bir parça ekmek yedi. Yatağa girdiğinde, hayatında kendini hiç böyle yapayalnız, çıplak hissetmediğini düşündü. Son birkaç yıldır önemli, iyi bir şeyin beklentisi içinde olmaya alıştırmıştı kendini...
Ana bir gün şöyle demişti oğluna: "Gel, Ukraynalıyı evimize alalım, ne dersin? İkiniz için de daha iyi olacak bu. Birbirinize gidip gelmekten kurtulursunuz." Pavel omuzlarını kaldırarak "Neden sıkıntıya sokacaksın kendini?" demişti. "Daha neler. Sebebini bilmeden hayatım boyunca sıktım kendimi, iyi bir insan için de sıkarım."
Kimi zaman bir yerlerden yabancı birileri geliyordu mahalleye. Başlangıçta yalnızca yabancı oldukları için ilgi çekiyorlardı; bir süre sonra geldikleri, daha önce çalıştıkları yerler üzerine anlattıklarıyla hafif, yüzeysel bir ilgi uyandırıyorlardı, bir zaman sonra, dışarıdan gelmiş olanların üzerlerinden yabancılıkları siliniyordu, alışıyorlardı onlara, toplum içinde farklılıkları kalmıyordu. Onların anlattıklarından, işçi kısmı için hayatın her yerde aynı olduğu anlaşılıyordu. Öyleyse konuşacak ne kalıyordu?