Materyalist insanların mutsuz olma sebebi, ellerindekilere her zaman alışmaları ve daha fazlasını istemeleri. Bu da onlarda sürekli bir eksiklik ve yoksunluk hissi doğuruyor. Haliyle mutsuz oluyorlar. Ama insan elindekiler için şükrederse, bu yokluk inancı yerini varlık bilincine bırakıyor. Sahip olduklarının kıymetini daha çok biliyor. Üstelik insan şükredince, materyalist insanların en büyük tuzağı olan başkalarıyla karşılaştırma da ortadan kalkıyor ya da en azından zayıflıyor. Çünkü şükür karşılaştırmayı değil sahip olduklarının kıymetini bilmeyi öğretir.
Mutluluğun peşinden koşanlar yani “Mutlu muyum, değil miyim?” Diye sürekli kendilerini kontrol edenler daha mutsuz.
Ama olumlu duyguları önceliklendirenler yani günlerini bu duyguları arttıracak şekilde planlayanlar daha mutlu.
Mutluluk peşinde koşmak kişiyi baskılıyor be kaygı yaratıyor. “ Mutlu olmalıyım yoksa bir şeyler yanlış.” düşüncesi oluşturuyor.
Ama olumlu duyguları önceliklendirenler hayatlarına küçük ama anlamlı keyifler katarak daha mutlu oluyorlar.
Mutluluğumuzun %50’si genetik mirasımızdan geliyor.
%10’u başımıza gelen olaylardan kaynaklanıyor.
%40’ı ise tamamen bizim elimizde: Bakış açılarımız, düşünme biçimimiz ve seçtiğimiz etkinlikler belirliyor.