Su gibi akıp giden bir kitap. Güzel bir insanlık eleştirisi. Kitapta ikili diyolaglar hakim. Bu diyaloglar da kısa cümlelerden oluşuyor ve kısa sürüyor. Hep bir bitmemişlik var. Kitap boyunca karamsarlık ve kararsızlık hakim. Bir şey yapılmaya karar verilse de yapılmıyor. Neden? Çünkü Godot bekleniyor. Bu absürtlük kitabın başından sonuna kadar sürüyor.
İki sahneden oluşuyor kitap. İki sahne de aynı yerde aynı bekleyişle bir çırpıda bitiyor. İnceleyince bir çok alt metin bulmak mümkün. Buram buram sembolik ögeler var. Didi ve Gogo'nun bütün insanlık olduğunu söylemek mümkün, belki de bir insanın iki farklı tarafı olduğunu. Bunlara ego ve id diyen de var, bu da mümkün. Pozzo ve Lucky için de aynı şekilde pek çok yorum yapılabilir. Belki zengin sınıf ve halk, belki devlet ve millet, belki derebey ve işçi, belki yönetici sınıf ve bilim adamı... Nereye çekerseniz oraya gelir. Çok yoruma açık bir metin.
Godot ise bunların çözümü. Tanrı mı? Para mı? Ölüm mü? Sevgi mi? Bilemiyoruz. Zaten gelmiyor da...
Eserin böyle zamansız olması ve bu kadar yankı uyandırmasını buna bağlıyorum. Altını çizecek cümleler bulamıyorsunuz belki ama okuyunca anlam yükleyecek çok şey bulabiliyorsunuz.
Yazarın zamansız ölümüyle yarım kalan kitabını ölümünden tam 60 yıl sonra elime aldım 2 gün önce, 4 Ocak'ta. Otobiyografik sayılabilecek bu kitap hakkında söylenecek ilk şey bölük bölük olduğu için okuma zevkinde de kopukluklar yarattığı. Uzun tasvirler yapıldıktan sonra bunlari değiştirme düşüncesiyle aynı tasvirlerin bu sefer değişik bir üslupla yapılması, kitabın bir yerine kadar bir isimle anılan kişinin bir yerden sonra isminin değiştirilmesine karar verilmesi, bize tanıştırılan bir akraba için çok sonra "ilk bahsedilecekler arasına şunu da ekleyeyim" veya bahsi geçen bir olay için "bu kısım geliştirilecek" gibi parantezler açılması... Kısacası tam anlamıyla romanın taslak halini okuyoruz.
Bölümler birbirinden kopuk. Yazar bu tarihlerin arasını dolduracak mıydı bilemiyoruz ama bu haliyle bile çok güçlü bir roman olduğunu söylemek mümkün. Karakterler hepimizin bildiği kişiler. Ayrıntılar güzel yakalanmış, edebi açıdan da doyurucu diyebilirim. Her karakterin bir geçmişi var bunu görebiliyoruz. Dediğim gibi yarım kalmış bir roman olduğu için belki daha da ayrıntılı işlenecekti bunu da bilemiyoruz. Kitabın sonunda bulunan, yazarın kitaba eklemek için aldığı notların yer aldığı kısım eksik kalan kısımları biraz aydınlatsa da yetersiz kalıyor.
Kitap adını, içerisinde sık sık bahsedildiği gibi, yoksulların dünyevi uğraşlar içinde köksüz kalışları, unutuşları ve unutuluşlarından alıyor. Birkaç alıntı eklemek gerekirse;
"Yitik zamanı ancak zenginler yeniden bulur. Yoksullar,
yorgunlukların ağırlığı altında, daha çabuk unuturlar, yaşama
katlanabilmeleri için de fazla iyi anımsamamaları, günü gününe
yaşamaları gerekir."
"O da kendi
ırkından insanların şaşmaz yurdu, köksüz başlamış bir
yaşamın varış noktası olan uçsuz bucaksız unutuşa geri
verilmiş durumda..."
"Bu adam
İlk AdamAlbert Camus · Can Yayınları · 2013737 okunma