Gülcan.

Tesadüfler zinciri bir hikaye
6/10
·360 syf.··
2020 11. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2020 20:23
Hakan Günday'ın okuduğum ilk kitabı. Yazar sürekli aklımda okuyayım okuyayım diyordum Nərmin Quluzadə ve @Pouliche nin yaptığı etkinlik #59189412 bana motivasyon oldu. İlk bulduğum kitabı başladım okumaya. Ama ne okumak! İlk sayfadan itibaren içine çekiyor sizi. Elimden bırakamadım, bir gün sürdü sadece bitmesi. Kitaba gelecek olursak söyleyeceğim çok fazla şey var. Bu kitabına özel mi yoksa yazarın yazım tarzı mi böyle bilgilendirirseniz sevinirim. Çünkü çok fazla terör, şeriat, tarikat, yoksulluk, mafya vs var. Yani çok uçlarda kişiler ve olaylar görüyoruz hep. Mesela bir şeyhten bahsedilecek, biz o şeyhin tarikattaki konumu dışında hiç bir karakter özelliğini göremiyoruz, bulamiyoruz. Bir uyuşturucu bağımlısı var ama en dipleri görenlerden. Ya da evden kaçan kız illa en pis işlere bulasacak da sonra bir kendine gelecek. Çocuğun sevdiği kız illa yoksulluktan kendini satacak vs vs. Spoiler vermeden anlatmak zor. Okuyunca bana hak verirsiniz... Hani herkes ya siyah ya beyaz... Tam Yeşilçam filmi tadinda. Ama bol bol Kurtlar Vadisi soslusu. İşte bizim baş karakterler de beyaz ama hayatın sillesini yemiş kişiler. Bir mucize ile kurtuluyorlar. Yok yok mucize demeyeyim, şöyle söyleyeyim, kitapta o kadar fazla tesadüf var ki olaylar o şekilde örülüyor kitap boyu. Son sahneye vay be diyemiyoruz çünkü olaylar kitabın o noktada son bulması için zorladıkça zorluyor. E biz de şaşırmıyoruz çünkü perşembenin gelişi çarşambadan belli! Ama kitap kötü mü? Bilemiyorum. Sadece dediğim gibi olaylar sürekli en üst perdeden devam ediyor. Bir karakter bir şey yapacağı zaman fazla keskin kararlar alıyor, fazla keskin olaylar oluyor, her yerde tesadüfler... Gercekcilikten çok uzak. Bir süre sonra Türk filmi parodisi izliyor hissine kapılıyorsunuz. Ama dediğim gibi yazarın tarzı mi bu,
1000Kitap
AzHakan Günday · Doğan Kitap · 201926,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bekaretin Kapsamlı Bir Tarihi
10/10
·414 syf.··
2020 9. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2020 20:03
"Bekaret hakkında bildiğinizi sandığınız her şey yanlış." Bu cümleyle başlıyor Blank kitaba. Uzun süren kapsamlı incelemeleri sonunda kendisi de şaşırarak öğrendiği her şeyi bize aktarıyor. Bekaret nedir? Toplumsal açıdan nedir bilimsel açıdan nedir? Anatomik olarak bekaret tanımlanabilir mi? Tıp, tarih boyunca bekareti nasıl tanımladı? Korunmalı mı yoksa hemen kurtulmak mi gerekir? Kaç çeşit bekaret vardır? Birinin bakire olup olmadığı anlaşılabilir mi? Tarih boyunca hangi yöntemlerle anlaşılmaya çalışıldı? Geleneksel kabileler bekareti nasıl anlıyor? Din bu tartışmaların neresinde? Kadınları rahibe olmaya iten sebep sadece bakire kalma çabası mıydı? Günümüzde devlet, toplum ve bilim bunun neresinde? Bunun gibi bir çok soruya cevap bulunabilecek çok kapsamlı bir kaynak. Konuyu bilimsel, tarihsel ve sosyolojik pek çok açıdan ele alıyor. Neredeyse yazılı çoğu kaynak elden geçirilmiş ve siz kitapta bunların kaba bir özetini okuyorsunuz. Yakın tarih anlatılırken de çok büyük kesimlere hitap eden dizilerden yayimlanan kitaplara pek çok kaynak yorumlanıyor. Yazar sizi ilk düşünürlerin kitaplarından alıyor son zamanlardaki yasal düzenlemelere kadar getiriyor. Kesinlikle alıp bir solukta okunacak bir kitap değil. Yazı dili aslında akıcı ama bütün insanlık tarihini bir konu üzerinden bir anda okumak pek verimli olmayabilir. Bu yüzden sindirilerek okunmalı hatta araştırılarak da. Çok güzel tarihi olaylar var. Bekaret bağlamında yeniden yorumlanıyor. Bunun için öncesinde bahsi geçen olaylar araştırılırsa bence çok daha verimli bir okuma olmuş olur. Zor bir okumaydı. Insanlığın her döneminde başka şekillerde kendini gösteren "bekaret" bilinci hakkında bilgi edinmek isteyen herkesin başvurmak isteyeceği başucu kitabı niteliğinde bir eser. Hanne Blank Bekaretin "El Değmemiş" Tarihi
Felsefe
Bekaretin "El Değmemiş" TarihiHanne Blank · İletişim Yayıncılık · 2014233 okunma
Yakın Tarihte Anneliğin Dönüşümü
8/10
·184 syf.··
2020 6. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 08 Ocak 2020 05:48
Güzel bir annelik eleştirisi. Fransız kadını üzerinden anlatılan tüm kadınlara mal edilebilecek tespitler var. Son 40-50 yılda bir kadın için anneliğin toplumda dönüşümü detaylı olarak inceleniyor. Pek çok kaynaktan ve istatistiksel analizden yararlanan kitabı bir sosyoloji kitabı, feminizm konulu bir kitap ya da bilimsel bir kitap olarak okumak mümkün. Feminizmin anlatıldığı/eleştirildiği pek çok kaynakta olduğu sert bir üslup var evet, yalnız, bu üslup kendine bir taraftar toplamaktan ziyade bilimsel anlatimin sebep olduğu bir sertlik olarak yorumlanabilir. Çok spesifik bir konu. İlgisi olanlar için yeni bilgilerden ziyade kaynak önerileri yoğun olan bir kitap. İlgisi olmayan birinin 200 sayfa boyunca yorulmadan okuyabilecegini sanmam. Dili akıcı olmasına rağmen örneğin bir annenin bebeğini emzirmesinin pek çok kuruluş tarafından nasıl yorumladığı ve yıldan yıla gelişmeleri onlarca sayfa boyunca okumak çok sıkıcı olacaktır. Okumak isteyenlerin bunu göze alarak başlamalarını öneririm. Yine de benim için güzel bir okuma oldu. Okuyacak olanlara keyifli okumalar. Kadınlık mı Annelik mi Elisabeth Badinter
Felsefe
Kadınlık mı Annelik miElisabeth Badinter · İletişim Yayınları · 2020129 okunma
8/10
·90 syf.··
2020 4. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2020 15:06
Kitap fazlasıyla spesifik konulardan bahsediyor bu yüzden felsefe, psikanaliz, sosyoloji, din, iktidar, kapitalizm, feminizm gibi konulara ilginiz yoksa sizi biraz sıkacaktır. Ama eğer ilgiliyseniz sizin için akıp giden ve kafanızda dağınık kalan düşünceleri toplamanıza yardımcı bir kitap olabilir. Öncelikle ele aldığı konuları her yönüyle inceleyip bütünlüklü ele almış olması çok güzel. Eleştirilen durumu hem geleneksel yönden hem günümüz kapitalist sistemi üzerinden hem de gelişen bilimsel teknolojiler ışığında yeniden yorumluyor. Kitabı 3 bölüm üzerinden ele almak mümkün. Özellikle böyle yapıldığını düşünüyorum çünkü kitabı okurken çok fazla üçlemelerden bahsedildiğini göreceksiniz. İlk bölümde çağrıda bulunulan gençlik kimdir, yetiskinlikle farkı nedir, toplum ve erk gençligi nasil yönlendiriyor bunların üzerinde duruyor. İkinci bölümde erkek cinsiyetinin oğul-baba kavramları üzerinden toplumsal biçimlendirilmelerini okuyoruz. Bu bölümde çok fazla din ve iktidar eleştirisi mevcut. Dinsel ögelerdeki baba-oğul figürleri ve toplumsal hayatta erkekten beklenen rol sorgulanıyor. Son bölüm ise kızlara ayrılmış. Kadını; kadın-kız, anne-kız, geleneksel toplumlarda kadın, dinsel açıdan kadın gibi bir çok konuda ele alıyor. Yapılan okumaya göre feminizm yüklü bir metin olarak da görülebilir. Değişik güzel bir deneyimdi. Bu tarz kurgu dışı ağır kitaplar genelde yavaş okunur ama bu kitap benim için hızlı akan bir kitap oldu. Yazarın kalemi ve çeviri kalitesi de bunda etkili tabiki. Dediğim gibi ilginiz varsa önerebilirim. Keyifli okumalar. Alain Badiou Işık Ergüden Gerçek Yaşam
Felsefe
Gerçek YaşamAlain Badiou · Sel Yayıncılık · 2017282 okunma
9/10
·124 syf.··
2020 2. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2020 10:35
Su gibi akıp giden bir kitap. Güzel bir insanlık eleştirisi. Kitapta ikili diyolaglar hakim. Bu diyaloglar da kısa cümlelerden oluşuyor ve kısa sürüyor. Hep bir bitmemişlik var. Kitap boyunca karamsarlık ve kararsızlık hakim. Bir şey yapılmaya karar verilse de yapılmıyor. Neden? Çünkü Godot bekleniyor. Bu absürtlük kitabın başından sonuna kadar sürüyor. İki sahneden oluşuyor kitap. İki sahne de aynı yerde aynı bekleyişle bir çırpıda bitiyor. İnceleyince bir çok alt metin bulmak mümkün. Buram buram sembolik ögeler var. Didi ve Gogo'nun bütün insanlık olduğunu söylemek mümkün, belki de bir insanın iki farklı tarafı olduğunu. Bunlara ego ve id diyen de var, bu da mümkün. Pozzo ve Lucky için de aynı şekilde pek çok yorum yapılabilir. Belki zengin sınıf ve halk, belki devlet ve millet, belki derebey ve işçi, belki yönetici sınıf ve bilim adamı... Nereye çekerseniz oraya gelir. Çok yoruma açık bir metin. Godot ise bunların çözümü. Tanrı mı? Para mı? Ölüm mü? Sevgi mi? Bilemiyoruz. Zaten gelmiyor da... Eserin böyle zamansız olması ve bu kadar yankı uyandırmasını buna bağlıyorum. Altını çizecek cümleler bulamıyorsunuz belki ama okuyunca anlam yükleyecek çok şey bulabiliyorsunuz.
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett · Kabalcı Yayınevi · 200010,1bin okunma