Sara Çankaya

Sara Çankaya
@Sara_Z
Alsemender
Doğru ne? Yalan ne? Sorularını sora sora önce felsefe okumuştu, sonra ruhbilim; daha sonra da, beyninin en ince işlemlerini araştıran bir bilim dalında uzmanlaşmış, bu bilimin yanı sıra, doğru yalan sorunuyla uzak yakın ilişkisi olabilecek birçok başka bilimle de uğraşmıştı. Ele gelir birçok sonuç elde etmişti bu çalışmalarından. Yine de kavramlar arasında köşe kapmaca oynar gibiydi. Bir kavram, bir başka kavrama atıyordu onu; bir bilim, ötekine. Yılmamıştı, yılmıyordu. Ama bütün bu çalışmaların ötesinde -ya da berisinde- gündelik yaşamını sürdürmek zorunda olduğunu biliyordu; bu yaşamı sürdürmek de, doğruculuğu sürekli olarak yaşamak demekti. Doğruluğunu bilenlerin başında kendi gelirdi ya, bilirdi ki kendini aldatmak da pek kolaydır. Bu yüzden, her an aldanabileceğini, doğruyu söyleyeyim derken kendini aldatabileceğini, dolayısıyla başkalarını da aldatabileceğini düşünerek, konuşur eylerdi her zaman. Durmadan yoklardı kendini. Gördüğünü, elinden geldiğince, yanlış ya da süsleyici, değiştirici, güzel düşürülmüş yorumlara sapmaksızın anlatmaya çalışır, yaptığına yaptım yapmadığına yapmadım derdi. Eski kitapları, yazmaları da inceleme merakına kapılalı, eskilerin bildiklerini öğrenmek üzere kitaplıktan kitaplığa giderek toz yutmağa alışalı, diri hayvanların diri beyinleri üzerinde girilen deneylerinde, mantığın, dil bilimin, matematiğin, bilgi işleminin de hem ötesinde hem berisinde kalan bir başka dünyaya ayak atmıştı. Kimi bilgiler sınanmağa değer görünüyordu, kimine ise ancak gülünürdü.
Sayfa 164·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam

Sara Çankaya

, bir kitap okudu
Puan vermedi·320 syf.·
34 günde okudu
·
Okunma: 24 Nisan 2026 22:27
·
2026 12. kitabı
Yakama Yapışan Cümleler
"O, kimseden yardım istemez. Sadece ortadan kaybolup daha iyi hissettiğinde geri döner.”
1000Kitap
Yakama Yapışan Cümleler
“Şu düzgün durmayan yükü üstümden at da, iyilerin bahçesini göreyim.”
1000Kitap
Duygusal olarak zeki insan, aşkın bir duygu değil bir beceri olduğunu bilir; ve bunun güven, kırılganlık, cömertlik, mizah, cinsel anlayış ve seçici bir kabulleniş gerektirdiğini anlar. Duygusal olarak zeki insan, çalışma hayatına neyin anlam kattığını keşfetmek için kendine zaman tanır ve içsel öncelikleri ile dünyanın talepleri arasında bir denge kurmaya çalışacak özgüven ve azme sahiptir. Duygusal olarak zeki insan, varoluşun özünde trajik bir yapıya sahip olduğunu bilse de umut etmeyi ve şükretmeyi sürdürür. Duygusal olarak zeki insan, zihinsel olarak yalnızca bazı alanlarda ve bazı anlarda sağlıklı olabileceğini kabul eder; buna rağmen kendi yetersizliklerini anlamaya, bunları zamanında, özür ve incelikle başkalarına ifade etmeye kararlıdır. Kendi hayatlarımızda ya da toplumların hayatında yaşanan felaketlerin çok azı, duygusal cehaletten kaynaklanmaz. Alain de Botton
1000Kitap
Reklam