Sara Çankaya

Sara Çankaya
@Sara_Z
Ankara İlâhiyat
14 okur puanı
Temmuz 2024 tarihinde katıldı
Alsemender
Doğru ne? Yalan ne? Sorularını sora sora önce felsefe okumuştu, sonra ruhbilim; daha sonra da, beyninin en ince işlemlerini araştıran bir bilim dalında uzmanlaşmış, bu bilimin yanı sıra, doğru yalan sorunuyla uzak yakın ilişkisi olabilecek birçok başka bilimle de uğraşmıştı. Ele gelir birçok sonuç elde etmişti bu çalışmalarından. Yine de kavramlar arasında köşe kapmaca oynar gibiydi. Bir kavram, bir başka kavrama atıyordu onu; bir bilim, ötekine. Yılmamıştı, yılmıyordu. Ama bütün bu çalışmaların ötesinde -ya da berisinde- gündelik yaşamını sürdürmek zorunda olduğunu biliyordu; bu yaşamı sürdürmek de, doğruculuğu sürekli olarak yaşamak demekti. Doğruluğunu bilenlerin başında kendi gelirdi ya, bilirdi ki kendini aldatmak da pek kolaydır. Bu yüzden, her an aldanabileceğini, doğruyu söyleyeyim derken kendini aldatabileceğini, dolayısıyla başkalarını da aldatabileceğini düşünerek, konuşur eylerdi her zaman. Durmadan yoklardı kendini. Gördüğünü, elinden geldiğince, yanlış ya da süsleyici, değiştirici, güzel düşürülmüş yorumlara sapmaksızın anlatmaya çalışır, yaptığına yaptım yapmadığına yapmadım derdi. Eski kitapları, yazmaları da inceleme merakına kapılalı, eskilerin bildiklerini öğrenmek üzere kitaplıktan kitaplığa giderek toz yutmağa alışalı, diri hayvanların diri beyinleri üzerinde girilen deneylerinde, mantığın, dil bilimin, matematiğin, bilgi işleminin de hem ötesinde hem berisinde kalan bir başka dünyaya ayak atmıştı. Kimi bilgiler sınanmağa değer görünüyordu, kimine ise ancak gülünürdü.
Sayfa 164·Kitabı okudu
1000Kitap
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yakama Yapışan Cümleler
“Tekrar sokağa çıkmak, tekrar başıboş yollarda yürümek, bir takım insanlara çarpmak, otomobillerin altından güçlükle kurtulmak için sokağa çıkmak, gayesiz harekette içindeki şeyleri koşturmak istedi. Nuran’ın yenileşen düşüncesi o kadar kuvvetliydi ki, bir an boğulacağını zannetti. Sonra tekrar kadehine sarıldı. Alkol, alkol bir şey getirmeliydi. “Evet, insanî tecrübe, insanın dışında…” diye tekrarladı. Bunun gibi güzel, mutlak, mesut ve yüksek her şey insanın dışındaydı. Derin düşünce hepsini inkâr ediyordu. Derin ve sağlam düşünce, bir tek noktaya bakardı: Ölüm! Veya başıboş çılgınlık, yani hayat! Mümtaz, bu ikisinden hangisi, acayip ve mantıksız hayat mı yoksa zaruretlerin efendisi ölüm mü girecek diye kapıya bakıyordu. Kapı açıldı. Genç bir kadınla üç erkek içeriye girdiler.”
Sayfa 307·Kitabı okudu
1000Kitap
"Günlerim bana çok büyük, bazısı da benden çabucak kaçırılmış."
1000Kitap
Standage:
“Uygarlık tarihini anlamak istiyorsan, insanların ne içtiğine bak.” Bira: İnsanlar önce şehri kurmadı, birayı yaptı; çünkü bir arada yaşamanın nedeni ekmek kadar paylaşılacak içecekti. Şarap: Şarap, içenin yalnızca damağını değil, zihnini de yüceltti; bu yüzden Yunanistan’da düşünce, kadehle doğdu. Damıtılmış içkiler: Romun ve viskinin serüveni, sömürge gemilerinin güvertesinde başladı; şeker, kölelik ve güç aynı fıçıda mayalandı. Kahve: Kahvehaneler Avrupa’nın laboratuvarlarıydı; orada fikirler, tıpkı kahve gibi, uyarıcı ve keskin servis edilirdi. Çay: İngiliz çayı yalnız bir içecek değil, imparatorluk ekonomisinin kan dolaşımıydı; her yudumun arkasında sanayi ve sömürge vardı. Kola: Kola, 20. yüzyılın sıvı simgesi oldu; dünyanın her köşesinde Amerikan rüyasının gazlı yankısı duyuldu.
Kültür
Sonra, insanı tabiat kuvvetlerinin mahrem-i esrarı yapan ve zekânın zirvesine yükselten aşk kabiliyetinin, müstehcen endüstri ile pespayeleştirildiğine şahit olmak ne hazin! İnsan boyuna tabiattan koparılıyor, cinsî tatmin bile tabiî’nin son merceği olmaktan çıktı. İki şeyden biri, ya insan denen sürü boş zamanlarında bile bir süper teknisyenler kadrosu tarafından güdülecek, kültür bu kadronun imtiyazı olacak, insan hammaddesi; yahut da toplum birlikte çalışanlar toplumu haline getirilecek… Devrimci, insanları zorla eğitiyor, kültürden anladigi bu! Islahatçı, insanlara emellerinizi dile getirin, kültürle donatın kendinizi, diyor… Aynı derecede vahim bir başka tehlike de bir yüksek-aydınlar nihilizmi. Bu nihilizm, bazen ümitsizlikten, bazen de lâf olsun diye, modern insanı kendi eseri olan medeniyetin en murdar döküntüsü sayar ve bu pespaye mahlukat ne kadar biçare olduğunu anlamaktan şeytanca bir zevk duyar.
Alıntı