Ursula Ludz

Ursula Ludz

Yazar
9.3/10
7 Kişi
·
20
Okunma
·
0
Beğeni
·
238
Gösterim
Adı:
Ursula Ludz
Unvan:
Yazar
Merak, dedikodu ve yeni yetmevari kendini beğenmişliğin kökü kurumayacak; sadece kadın, kendisi olmak suretiyle hür zihinsel hayata asalet bahşedebilecektir.
"Bir insana ya da bir şeye düşünerek yaklaşmak için o şey, dolaysız bir algılama için uzakta olmak zorundadır. Heidegger diyor ki, "düşünme, uzaklığa yakınlaşmaktır." İnsan bunu bir tecrübe ile göz önüne getirebilir. Biz yakındaki uzak ve ıssız görülmeye değer şeyleri keşfetmek üzere yolculuk yapmaktayız. Artık izlenimlerin baskısı altında olmadığımızda genelde olan şudur; geçmişe dönük bir hatırlama içinde gördüğümüz şeyler bize tamamen yakınlaşırlar ve artık mevcut olmadıkları için anlamlarını açarlar."
464 syf.
·Puan vermedi
Kitabı Üsküdar kitap fuarından neredeyse bir ay gibi çok uzun bir tatilden İstanbul’a dönüşümde aldım. Bunun biraz da evden ayrılmanın buruk ve kekremsi tadını hafiflettiğini söyleyebilirim. Uykumun kaçtığı bazı gecelerde bana eşlik etti ve benimle sehere erişti.

Beni bu kitabı okumaya sevk eden, diğerlerinden farklı ve ilgi çekici kılan iki husus vardı:
Biri ruhunu ruhuma yakın hissettiğim birinin bu kitabı sevmesi
diğeri ve belki en önemlisi de aşkın, bir filozofun ruhunda ve kaleminde nasıl hayat bulduğunu görme arzusuydu.
Şairlerin aşkı, şiirlerinde hayat bulsa da düzyazıda nasıl tasvir ettikleri konusunda derin bilgim yok ama mektup tarzında kaleme alınmış en yakın zamanda okuyup kıyaslayabileceğim eser Ahmet Arif’in Leylim Leylim’i idi. Kitap bilindiği gibi mektuplardan oluşuyor ve sanıyorum çoğunluğun beğenisini kazanmış. Bende de yankısını bulmuş satırları olsa bile, nedenini kendim bile ifade edemediğim bir şekilde biraz tutuklukla okuduğumu söyleyebilirim.
Ama Heideger’in Hannah Arendt’a olan saf ve derûni hisleri ve kelimeleri beni ilk sayfasından başlayarak içine çekti. Belki onun bir parçam gibi hissetmeme neden olan yanı şair veya filozof oluşu değil, herkes için sıradan olan birinde de bizim bulabileceğimiz aynı yerden fikirlerin ve ruhun tutuşması, ufkun aydınlanması..da olabilir.

Kitabı okurken ara veremediğim, kimi zaman hangi cümlesini paylaşsam kararsız kaldığım, bağlamını ve manasını tam ifade edemeyeceğini düşünüp vazgeçtiğim çok oldu.
Yine de rastladığı bir kaç cümleden etkilenip bir kitaba merak saranlardanım. Siz de tanışmak isterseniz Heideger’in yazılarından hoşuma giden, paylaşabildiğim bir kaç satırı bırakıyorum..
#41016164
#41029780

Bu mektuplar 1925 senesinden yani Heidegger’in 35 Hannah Arendt’in 19 yaşından başlayarak 1975 yılına kadar devam ediyor. Ve kitap bir felsefe hocasıyla talebesi arasındaki duyguları, mektupları 3 başlıkta inceliyor.
İsimleri de mahiyetlerini yansıtır tarzda
- Bakış
- Yeniden Bakış ve
- Sonbahar
adıyla ayrılmış. İlk kısım bu aşkın doğuşuna şahitlik ettiği, biraz da o cezb halini yansıttığı için bende daha çok yankısını buldu sanki.
Kitabın son kısmına doğru 1969 yılındaki bir mektubunda Hannah Arendt şöyle yazıyordu: [Bir kaç ay önce Fourcade’den etkileyici bir mektup aldığımı bildirmek isterim, içinde beni övdüğün yazıyordu; “de vive voix”. Hâlâ sevinçten yanaklarım kızarmış durumda.]
Gülümsemiş ve tarihe bakmıştım Hannah 63, Heidegger 80 yaşındaydı. :)

Bu kitaba salt aşk mektupları nazarıyla bakmak bütünden yoksun kalmaya neden olur çünkü kitapta Hannah Arendt ile Heidegger günün politikasından, siyasi düşüncelerinden, eğitim hayatları ve yaşantıları gibi bir çok konudan konuşuyorlar. Zaten yazılan dönem de Heidegger’in Varlık ve Zaman adlı kitabını yazdığı bir vakit. Ve tabii ki en bariz noktada felsefi meseleler hakkında yorumlarını, soru-cevapları içeriyor.
Kitap ayrıca mektuplarla beraber bir çeşit arşiv niteliğinde. Birbirlerine yolladıkları şiir ve resimlerin, el yazısı mektupların orijinal fotoğraflarını bulabiliyorsunuz.
Aynı şekilde bu 168 belge için her birini zaman, mekan ve konusu bakımından açıklayan notlar da mevcut. Son olarak da editörün kitaba ve belgelere dair yorumuyla bitiyor.

Alanında okuma yapan kimseler için elbet daha derinlikli ve güzel anlaşılabilecek bir eser. Ama benim gibi felsefi açıdan yetkin olmayan kişiler için de bir filozofun bakışından sadece aşka dair düşünceleri için bile hatta belki ilk iki bölüm için bile okunabilecek bir kitaptı. :)
464 syf.
Mükemmel bir aşk hikayesinden kendi kalemlerin okumak o kadar güzel ki.. 35 yasındaki Heidegger'in 18 yaşındaki Arendt'e aşık olmasıyla başlayan mektuplaşmalar sizi alıp, o döneme götürüveriyor. Her ne kadar hiç onaylanmayacak bir ilişki olsa da -Heidegger'in evli ve dört çocuk sahibi olmasından ötürü- mektupları okurken dalıp gidiyorsunuz.. 1925-1975 yılları arasında yaşanan bu mektuplaşmalar sizi felsefenin de siyasetin de gündemin de ve özellikle aşkın da en derin zirvelerine çıkarıyor. Okuyun, okutun.
464 syf.
Konu mektuplar olunca ve Aşka dair kırıntılar varsa kendimi kitabın içinde kaybediyorum bu naçizane itirafım dır , İnsan kendi içindeki duygu yoksunluklarını sorgularken , duygu selini gördüğünde ruhunu, aklını, kalbini, ne varsa kendine dair sorgusuzca sele bıraktığı aşikar , en azından kendi adıma böyle , Kitabı okumamda ki en ilginç nedense Heidegger ve Arendt in öğretmen öğrenci ilişkisi oluşudur , Felsefi aşk diye bir kavram varsa bu ikisi arasında geçen diyaloglardan oluşmuştur diyebilirim , Keyifli okumalar ,

Yazarın biyografisi

Adı:
Ursula Ludz
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 20 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 22 okur okuyacak.