Kitabı okuyup bitirip kapağını kapattığım an düşüncem: Aile sevgiside mi dış görünüşe bakıyodu, toplumun ittiğini ailede mi itiyodu ailemizdekilerden farklıysak ve artık onlara bi faydamız yoksa o zaman terkedilmeye tahamülsüzlüğe mahkûmduk. En gercek sevgi dediğimiz; çıkarı olmadan, her an her yanlışında doğrunda yanında olan en yakınındakilerde mi sevgisini sisteme göre veriyodu. Terkedilmişlik; bencilliği yüzünden senden güçsüz olduğu için incinir mi diye düşünmeden senden farklı olduğu için yanında rahatça umursamadan konuşmak ondan kurtulmak istediğini söylemek. Onu açlık değil güçsüzlük değil bu sözler gözden çıkarılmak öldürdü. Belki kendisi kendisini ölüme mahkûm etmişti ama onu en sevdikleri öldürdü. Babası yaralıyarak, kızkardeşi sözleriyle artik istemediğini belirterek, annesi kayıtsız kalarak onu en sevdikleri öldürmüştü.
Şimdi böyle anlatirken ne tuhaf geldi değil mi ama aynısını yaşamıyor muyuz toplumumuzda daha kırıcıları yok mu, Var dışladıklarımız hor gördüklerimiz aynı şekilde baba evladını, evlat babayı, kadın kocasını, kocası karasını ya da annesini kızkardeşini arkadasını sevdiğim dediğini sevildiği kişiyi... Ezmiyo mu? üstün olama çabasına giren kişinın düşüncesine inancına göre; Ezilen, hor görülen kişinin kişilerin tek hatası farklı olmak. Topluma göre... Sisteme bak anne evladından vazgeçebiliyo nasıl öyle yaptırım gücü olabiliyo bu sistemin keşke bunların farkına varabilip bu gücü daha iyi yönlere barışa harcayabilsek
Bu kitabın bana hissettirdikleri toplumun derin yarasıydı. İlerde yine okusam başka şeylerde hissettirir biliyorum. çok beğendim tevsiye ederim ki zaten bilindik bi kitap ve iyiki de öyle.
Farklılığın iç sesini duymadan düşünmeden sergilediğimiz ön yargılar can alabiliyo. İnsan mıyız? hayvan olsak böcek mesela daha mı
DönüşümFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022267,7bin okunma
Okurken hiç zorluk çekmedim ve çoğu konu hakkinda farındalık oluşturan bir kitap sıradan günlük hayatımızda farkında olmadan yaptığımız, söylediğimiz şeylerin arka perdesini hangi psikoloji içerisinde olup da davranışlarımızı, düşüncelerimizi ve sözlerimizi nasıl bi pskolojiyle sergilediğimizi bize anlatıyor.
Yazarın, kendisinin bu duyguları bilip yaşamış biri olarak bi dil kullandığı için hiç kasmadı.
Sadece kendimiz değil etrafımızdaki insanları da bize düşündürtüyo hiç tanımadığımız insanlara bundan sonra kayıtsız değil de acılarını, kederlerini, mutluluklarını... sadece bakıp düşünebileceğiz.
Görmek ve farketmek mesele bu ve arasında ki o kocaman farkı artık çok daha iyi biliyoruz ve bundanda eminim ki kitabı her kim okursa okusun bakış açısı değişecek.
Ne denir ki aşkını ne güzel yaşamış nasıl hüzünlü bir aşk öyle... okurken hayatın da isyan edeceği o kadar çok şey varsa da eminim aşkını orhan pamuk a anlatırken gülümsemiştir ama bi okadar da hüzünle anlatmıştır. "HERKES BİLSİN, ÇOK MUTLU BİR HAYAT YAŞADIM" dediği gibi.
Masumiye müzesini okurken çok şey geçirdim içimden çok kere kendimi karekterin yerine koydum. Ve tek söyleyebildiğim aşkın ne güzel ayakta tutmuş seni be Adam.
Kemal'e çok büyük saygım var.
Aşkını günümüze kadar geleceğe kadar taşıyan adam.
Masumiyet müzesinin reklamı olarak iyi ki kaleme alındı çünkü; okuduktan sonra gezilmesi görülmesi Füsun ve Kemalin aşkına şahit olunması gereken bir yer dedim.
Orhan pamuk iyi ki