“Bu aşk için var gücümle mücadele ettim ama bugün gücüm tükendi. Yüreğimi ezen taş koskoca bir kayaya dönüştü ve artık kalbimin atmasına izin vermiyor. Yüreğim, son nefesinde, içinde bulunduğumuzun ötesinde, boş günlerimi ve gecelerimi dolduracak bir erkeğin dostluğu için yalvarmam gerekmeyeceği başka dünyaların da olduğunu söyledi bana.”
“
'Çiçekler hiçbir şeyin kalıcı olmadığını öğretir bize; ne güzellikleri kalıcıdır ne de solgunlukları; çünkü sonradan yeni tohumlar verirler. Mutluyken de üzgün kendi hatırla bunu. Her şeyi geçip gider, yaşlanır, ölür ve yeniden doğar.'
Bunu anlayana kadar kaç fırtına atlatmam gerekecekti? Annemin sözleri o anda bana nasıl da boş gelmişti; gündüzlerin gecelerden farksız olduğu, içinde nefes alamadığım şehirden ayrılmak için sabırsızlanıyordum. Bugün bu satırları yazarken anlıyorum ki annem aslında kendisini de kastediyormuş.”