“Sen mutlusun diye herkesin, tam anlamıyla herkesin birdenbire mutluluğa boğulmasını istiyorsun. Tek başına mutlu olmak sana azap veriyor, zor geliyor! Bu mutluluğu son zerresine kadar hak etmiş olmak için, belki de vicdanını rahatlatmak için didinmeye başlıyor, kendini yiyip bitiriyorsun! Çabanı, becerini, işte ne bileyim, senin sözlerinle kadirşinaslığını göstermen gerektiğinde aniden başarısızlığa uğrayacaksın diye nasıl kendini eziyet etmeye hazır olduğunu görüyorum! Sana bağladığı umutlarını karşılayamadığın için Yuliyan Mastakoviç'in düş kırıklığına uğrayacağı, hatta sana öfkeleneceği düşüncesi sana korkunç bir azap veriyor. Sana iyilik yaptığını düşündüğün birinden kötü söz işittiğini aklına getirmek bile sana acı veriyor, hem de böyle bir anda! Yüreğinin mutlulukla dolu taştığı, coşkusunu kime nasıl dökeceğini bilemediğin bir zamanda... Doğru değil mi bunlar? Söylesene...”