“Savaş elbet bir gün bitecek. Bütün savaşlar bir gün biter, ölülerin sırtından bir sürü insan zengin olur. Bizler daima çatışmaların uzağından geçmeye çalışıyoruz ama dönüp dolaşıp hep bizi buluyorlar.”
“Günahı Tanrı değil, mutlak olanı göreceliye dönüştürmeye çalıştığımızda bizler yarattık. Bütünü bir tarafa bırakıp yalnızca bir kısmını görür olduk; oysa bu kısım günahla, kuralla kötüyle savaşan iyilikle, iyiyle savaşan kötülükle yüklüydü, üstelik iki taraf da kendisinin haklı olduğuna inanıyordu.”
“Her halükârda, vagonumdaki bütün kadınlardan farklı olduğumu hissediyordum. Ruh fukaralığı yüzünden mahvolmuş bir ülkeden yolu geçen egzotik bir kuştum ben. Bilinmeyenden korktukları için büyümeyi reddeden ördeklerin arasındaki bir kuğuydum. Etrafımdaki çiftlere baktıkça kendimi müthiş korunmasız hissediyordum; onca erkekle birlikte olmuştum ama neticede yapayalnızdım, elimden tutacak kimsem yoktu.”
“Her şey sahte olduğunu fark etse, aşkın -benim gözümde- hiçbir kural tanımadığını bilseydi belki önce aramıza mesafe koyar, sonra da beni cezalandırırdı. Benimle birlikte olmasının tek sebebi seks değildi; sevildiğini hissetmek istiyordu, sırf kendisine aşık bir kadın var diye her şeye gücü yetecekmiş gibi.”
“Beni samimiyetle sevebilecek birini bulma hayalini çoktan yitirmiştim, erkeklerin verdiği çiçekleri, hediyeleri ve paraları artık hiç vicdanım sızlamadan kabul ediyor, egomu ve sahte kimliğimi böyle besliyordum. Ömrümün sonuna dek aşkı tadamayacağıma emindim, zaten ne fark ederdi ki? Bana göre aşk ve güç aynı şeydi.”