Lise zamanları. Artık hatırlayamadığım kadar uzak, buğulu ve sanki bana ait olmayan bir geçmişte. Beraber şiir yazıp şiir üzerine, hülasa hayat üzerine sürekli baş başa verip konuştuğumuz, biteviye birçok günün akşamı görüştüğümüz pek yakın bir arkadaşım vardı. Cahit Zarifoğlu’nun reenkarne hali gibiydi herif. Şiirleri de onunkilere çok benzerdi. Bir gün bu arkadaş bana bambaşka bir şairle çıkageldi. İnternetten bir video kaydı açtı. Arkada eşsiz bir müzik, bu eşsiz müziği takriben nevi şahsına münhasır olduğu bariz tok, biraz çatallı ve kendinden emin bir ses yankılanıverdi. “İsmet Özel!” dedi bizim reenkarne Cahit, hemen ardından. Huşu içinde dinledik. Yetmedi bir daha dinledik. Dinledikçe dinledik. Sonra açıp kendimiz okuduk. Bir o okuyor bir ben. Şairiz ya… Kimsecikler de yok bize karışan. Kâh heyecan kâh şaşkınlık. Hazine bulmuş gibi davranıyoruz. Ama huşu içindeyiz halen. Şiirler bitiyor, biz de bitiyoruz. Bitmeye doyamıyoruz. Özel’in dünyasına kapılıp gidiyoruz. O zamandan bu yana nice şairler okudum; bir kere İsmet Özel’i tatmıştım artık. Başka kimsede bu kadar ulvi, anlamlı bir şiir dünyası bulamadım. Bana kalırsa yeryüzüne dokunmuş en iyi şairlerden. Velhasıl İsmet Özel sadece okunmaz, yaşanır. Onun şiir dünyası içinde yaşanmak için vardır. Adı gibi özel bir şair.
“Ölüyoruz,
Demek ki yaşanılacak!”
Erbainİsmet Özel · Tiyo Yayınevi · 201211,6bin okunma
Bu kitabı muhtemelen bir arkadaşım benden çordu ama seneler oldu. O zamanlar da öğrenciydik ve bu kitap delicesine pahalıydı, neyse. Aklıma bir kişi geliyor. Şimdi gidip de seneler sonra bir kitabın hesabını sormayayım en iyisi. Hala unutamamışım ya, ona şaşırıyorum… Kalbimde bir “acımak” :p
Bu kitabın ayrı bir yeri var bende. Okuduğumda çok etkilenmiştim ki Atatürk’ün ısrarla okunmasını istediği bir kitap olduğunu bilerek okuyunca da daha bir dikkatli, kıymet addederek okumuştum. Okuyup bitirdiğim zamanlar şehirlerarası yolculuk yaptığım bir zamana denk gelmişti. Çantamda tutuyordum. Hafızam beni yanıltmıyorsa o dönem sevgili olduğum kız arkadaşıma hediye edecektim, böyle kıymetli bir kitaptan eksik kalmasın diyerek. Gelgelelim yolculuk esnasında nasıl oldu bilinmez sırılsıklam, perişan bir vaziyette buldum kendisini. Mecbur attık. Hediye de edemedim. İçim acımıştı kitabı öyle görünce. E seneler sonra kitaplığım için tekrar aldım tabii. Bu tatsız olayı da şerh düşeyim istedim :’)
Ben bu kitaptan başka hiçbir kitabı yarım bırakmadım bile isteye. Adının hakkını veren bir kitap. Bir gün seni de okuyup bitireceğim. Affet beni Pessoa.