Nedim Kardaş

Nedim Kardaş
@SaramagoJose
01.06.2026
10/10
·296 syf.·
2026 35. kitabı
Hayranı olduğum yazarın külliyatını okudum ama bu kitap daha sonra basıldığı için kırmızı Kedi Yayınları bu eseri külliyata koymamıştı. Jose Saramagonun ilk romanı olması nedeniyle özel bir yeri olan bu roman, yazarın henüz 25 yaşındayken yazdığı düşünülürse bence diğer eserlerin neden bu kadar mükemmel olduğu cevabı ortaya çıkar. Günah Diyarı adıyla ilk kez basılan eser daha sonra yazarın içine isim sinmediği için ismini Dul olarak değiştirmiş. Yazarın acemiliklerini ve tez canlılığını eserde görebiliyoruz. Diğer eserleri okuduğum için bu eser bana biraz basit aceleci ve derinlikten uzak gelse de üslubunu yeni yeni oluşturan biri için de bence bu gayet olağan. Yazarın 100 doğum yılı sebebiyle Portekizce dışında ilk kez farklı bir dille yayımlanan bu güzel eser, gerçekten yazarı tanımak için ilk basamak olacak nitelikte. İmzasını yer yer taşıyan kendine has teknik ve üslubu, konu itibariyle kendi hayatindan kesintilerle olayı süslemesi de Saramagonun bilindik tarzı. Kocası ölen bir kadının yaşam mucadelesinden çok ruhsal, fiziksel ve duygusal çarpışmalarını konu alan roman, bence bugünün birçok usta yazarla kiyaslanacak nitelikte. Evet durağanlık nadiren görülür, derin cümleler nadiren kişilerin ağzından çıkar ama sosyal yaşamda o dönemde bir dul kadının gereksinimleri ve acıları mükemmel bir şekilde, bir acemiye göre, anlatılmış bence.
DulJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022426 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·112 syf.·
2026 34. kitabı
Küçük alıntılar diye bir önsöz, 12 güzel kısa öykü ve yazarın biyografisinden oluşan bu kitap, yazarın tanımak için bence güzel bir başlangıç eseri olmuş. Eserdeki 12 güzel öykünün konuları da yöre halkının içinde yaşayan belli başlı özellikleri olan karakterler üzerinden okurla buluşturulmuş. Yöresinin diline hakim olan yazar, bunu yazıya aktarırken ki becerisi ve rahatlığı kitabı daha samimi ve sıcak kılmaktadır. Öyküler halkın içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıları yansıtırken, yazarın kendi hayatından da kesitler sunmaktadır. Kendisinin tanık olduğu ve ya bizzat yaşadığı bu güzel öykülerde yörenin kokusu buram buram okura ulaşmakta. Dili de yazarın öykü kahramanlarının aramızda hala yaşıyorçasına bir atmosfer oluşturduğu gerçeği her satırında hissedilmekte. Yaşar Kemali diğer yazarlardan ayıran Anadolu insanını ve özellikle Çukurova insanını bir ayna gibi kelimelerle yansıtma başarısıdır kanımca. 12 öykünün farklı konuları olsa da hem şiirsel dili hem de gerçekçi bakış açısı, hikayelere olan tanıklığımızı daha sıcak kılmaktadır. Yazarın ilk öykülerinden olan bu öyküler, hem ders içerikli hem de şiirsel bir dille kurulan algoritma bence bir dehanın elinden çıkan ürünler olarak görülmelidir. Yaşar Kemal, hem topluma olan bağlılığı hem de insanının diline olan sevgisiyle öykülerini kısa tutsa da bir dünya barındırdığı bir gerçektir.
YoldaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20192,142 okunma
10/10
·184 syf.·
2026 33. kitabı
Tarihi olaylarla dekore edilen yine çok güzel bir roman okudum yazardan. Tarihi içeren, ondan beslenen ve tarafsızlığını korumaya çalışan kim olursa olsun aydındır benim gözümde. O yüzden bu tarafsızlık hengamesi için yaşanan olaylar ve kişiler benim için bir merak konusu oluyor hep. Bu merakı okura uyandıran kalem ne kadar da değerlidir. Yazarın naif dili, sürprizlere gebe olay akışı ve sonu gelmeyen insan psikolojisinin betimlemeleri. Eserlerinin temasını daima çatışan olgulardan alan yazar, iki tarafın da haklı ve haksız yanlarını ortaya sermesi bence kaleminin muazzam yeteneğinin kanıtıdır. Semerkant romanından sonra okuduğum ikinci romanı da geçmişin kokusunu okura hissettiren bir yapıt. Yazar, güçlü kimliğiyle bence bu karmaşadan çok güzel mesajlar da vermiş okura. Savaşın ve yıkımın perişan ettiği hayatların önsözü nitelinde.
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,2bin okunma
10/10
·248 syf.·
2026 32. kitabı
Tarihi bir konuyu ele alan mükemmel bir kurgu roman. Roman, İstanbul'un fethi sonrası Fatih Sultan Mehmet'in döneminde başlayıp Beyazid dönemi ile son bulmakta ve ordan da kitabın başı olan Yavuz Sultan Selime kadar uzanmakta. Bu üç padişah döneminde gerçekleşen ortak bir olayın anlatıldığı eser, perde arkasında muhteşem mesajlar içermektedir. Tarihi bir figür olan Molla Lutfinin hayatının merkeze alındığı ve kurguyla bir şeytani insana bağlanan olaylar silsilesi. Bir alimin, bir devletin yükselme döneminde nasıl çaresizce idama sürüklendiğini kurgulayan roman, aslında gerçekle kurguyu mükemmel bir şekilde harmanlamasiyla ön plana çıkmaktadır. Alimlerin hırsından, zalimlerin alçaklıklarından ve hükümdarların çaresizliğinden belli tatlar alarak oluşturulan bu tarihi olay, hem öğretici hem de öğüt verici nitelikte. Dili ve üslubu kitabı akıcı hale getiren yegane ozellikler kanımca. Bir de içinde bilgiler taşıyan bu kurgusal romanlar gerçekten verilen mesajlarıyla bir rehber olarak güçlü durmakta. Molla Lütfi ve kendisine karşı oluşturulan komplolar. Eser geniş bir yelpazede geniş bir açıdan okura sunulmakta. Ve bütün olaylara sebep olan kişinin itirafı. Tarihi romanları her zaman sevmisimdir. Ama gerçeklerden tamamiyen kopmadan. Bu eser bir karakteri bir kişiliği masaya yatırarak kurgularla gerceklerle bir arada bir harman yaratarak insanlara alimlerin ve zalimlerin nasıl aynı terazide olabileceğini göstermiştir.
İtirafİskender Pala · Kapı Yayınları · 20198,4bin okunma
8/10
·444 syf.·
2026 31. kitabı
Osmanlı döneminin birinci dünya savaşı sonrası dönemini konu alan, yıkım ve kurtuluşu birbirine düğümleyen güzel bir eser. Özellikle romanın başlangıcı mütareke sonrası İstanbul'daki insanların her iki taraf gözünden incelenmesini de içermektedir. Padişah yanlıları ve Kuvayı milliye yanlılarının yaşadıkları çetrefilli ve ihanet dolu hayatın bir polisiye romanı çıktısı haline gelen bu eser, aslında bir vatanın düşman elinden kurtuluşunu odak noktasına almaktadır. Eserde olumsuz karşıladığım konulardan biri Kürtler. Yazar saçma sapan bir kaç yerde onlardan bahsederek sanki hiç yoklarmış gibi eserde onlardan bahsetmiş. Ermeni, Yunan ve İngilizlerden bahsederken ağzının suyu akacak şekilde diyaloglar yapan halbuki ülkenin parçalanmasına sebep olanlara böyle üstünkörü değinen yazar, iş Kürtlere gelince bir hamaldan bahsetmiş bir de salakça bir deyimden. Türk milliyetçiliğinin oturduğu temel de işte bu noktada kendini gösteriyor. Kürtlerden üstün olma, Kürtleri yok sayarak var olma çabası gütme. Anadolu ve İstanbul'un savaşında bugün bizler kazananı biliyoruz fakat o dönemdeki karmaşa müthiş bir safhaya ulaşmış olduğunu görmekteyiz. Osmanlı Devleti'nin yıkılışına üzülmeyen yazar, işgalcilere karşı direnmenin muzaffer yanını okurlara göstermek istemiştir. Zaten konular olaylar ve diyaloglar bu ana temanın çevresinde olgun bir yapıya ulaşmış. Yazardan okuduğum ilk eser olmasına rağmen dil ve üslubunu çok beğendim. Ama konulara çarpık anlayışı ile yaklaşması eser hakkında söyleyebileceğim olumsuz yanlardir.
Esir Şehrin İnsanlarıKemal Tahir · Ketebe Yayınları · 202613,3bin okunma