Sara Önal

Sara Önal
@Saraonal
Deniz Bildiğimiz Deniz, Yaşlı Adam da Yaşlı Adam
8/10
·148 syf.··
2020 11. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2020 01:34
Hayatımızın her anında içerisinde olduğumuz bir durumun romanı yani bir mücadele romanı. 84 gündür açıldığı denizden eli boş dönen bir balıkçı düşünün. Üstelik etrafındaki diğer balıkçıların talihi gayet açıkken ve çok iyi avlanıyorlarken. Umutsuzluğa kapılıp pes mi edersiniz ? Yoksa mücadelenize devam mı edersiniz ? Yaşlı Adam ve Balıkçı kitabında E. HEMİNGWAY bize 84 gündür avlanamayan bir balıkçı olan yaşlı Santiago’nun 85. günde dönen talihi üzerine verdiği mücadeleyi sade ve akıcı bir dille işler. Santiago, yaptığı işe saygı duyan, onunla bağ kurmuş ve bu meslek için yaratıldığını düşünen yaşlı bir balıkçıdır. Önceleri küçük çırağı ile avlanmaya giderken yaşadığı talihsizlikten dolayı ailesi küçük çırağı başka bir balıkçının yanına göndermiş olsa da küçük çocuk ve yaşlı adamın dostluğu sürmektedir ve aslında yalnız olan yaşlı adamın tek dostu odur denilebilir. Santiago 85. günde çıktığı yolculukta tek başınadır ve avına takılan kılıçbalığıyla tek başına mücadele etmek zorundadır. İşte bu mücadeleyi ele alan kısa romanda da denildiği üzere bize elimizde olmayanları düşünmek yerine olanlarla ne yapabileceğimizi düşünmemiz gerektiğini öğreten, zorlukları gösteren, mücadelelerimizde elimizden gelen her şeyi yapmamız gerektiğini anlatan güzel ve çarpıcı bir romandır. Ve önsözünde Charles Scribner’in de değindiği gibi bu romanı pek çok açıdan Hemingway’in erkekliğe dair düşüncelerini temsil ettiğine inanmadan okumak imkansızdır ki bunu Santiago’nun “Acı da bir erkeğe vız gelir” , “…erkek gibi acı çekmek.” ifadelerinden anlıyor olacaksınızdır. Bu benim hoşuma gitmeyen bir noktaydı. Kendi mücadelemizi verirken okuması iyi gelecek bir kitap olduğunu düşünüyor ve sizleri bu kitabı okumaya davet ediyorum. Sağlıklı günler dilerim, esen kalın.
Edebiyat
Yaşlı Adam ve DenizErnest Hemingway · Bilgi Yayınları · 202541bin okunma
Reklam
NEYİN HAKKI NEYİN HUKUKU ?
10/10
·368 syf.··
2020 10. kitabı
Bir Anadolu romanı. Köy hayatını, köy insanını en içsel gerçekleriyle anlatan mükemmel bir roman ! Kahramanlar, köy, samimiyet, dilin sadeliği, köy dili, yapılan tasvirler o kadar gerçekçi ki romanı yaşıyorsunuz adeta. Fakir Baykurt'tan okuduğum ilk eserdi ve böyle bir yazarla tanıştığım için çok mutluyum! Kitap Kır Abbas adlı karakter üzerinden ilerliyor. Kır Abbas'ı başta sevmememe rağmen ilerleyen sayfalarda yanı başımda konuşan bir dede gibi yanımda hissedip benimsediğim bir karakter oldu. Tozak köyü çorak ve yoksulluktan kırılan bir köydür. Günün birinde köyün eğitmeni Rıza'nın öne sürdüğü fikir üzerinden bağ yetiştirmeye karar verirler ve gece gündüz demeden çalışırlar, yaparlar da. Tam bağ sahibi olduklarına sevinmiş ilk üzümleri ile ağızlarını tatlandırmış olduktan sonra hiç beklemedikleri bir anda devlerin , onların deyimleriyle 'HÖKÜMETLERİNİN' tokadını yerler. Tozak köylüleri haklarını arar, en ufak bir umudun peşinden koşarlar fakat neyin hakkıdır bu aradıkları? Tozak köylüsü böyle engellerle karşılaştıktan sonra kitapta köylünün cehaletini, eşitsizliği, kadın sorunsalını görüyoruz. Kitap boyunca içerisinden onlarca anlam, ders çıkarılabilecek onlarca diyalog var. Yazar duyguyu öyle başarılı aktarmış ki baştan sona kadar köylülerle seviniyor, hüzünleniyor, yoruluyor, kızıyorsunuz. Baykurt gerçekleri çok naif bir dille işlemiş gerçekten de . Ben bu kitabın samimiyetini, köylüde gördüğüm birbirine kenetlenişi, köylünün en deli akıl hocası Kır Abbas'ı , köyün eğitmeni Rıza'yı muhtarı Battal'ı ve onların ailelerini, düştüklerinde köylüye moral vermeye çalışan gerçekleri anlatmaya çalışan Gezici Hamdi Bey'i çok sevdim. Okuyun, okutun efendim !
Edebiyat
KaplumbağalarFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20064,674 okunma