“Bazen bir rahatlama geliyor; bazen insanın içinden enerji doğuyor ve bundan dolayı yüceliyor kişi,
ama günün birinde en sonunda,
belki de yücelemeyeceği gün gelecek…
İnsan oğlunun ortak yazgısı bu, inanıyorum.”
Sürekli (görüyorsunuz) karşıt kutuplar arasında gidip-gelme.
Hem Yücelme. Hem düşüş. Hem inanç. Hem inançsızlık. Hem bir yerlere varmak. Hem hiçbir yere varamamak.
Unutmayın, bu inişler çıkışlar arasında (çoğu kez) gerçekleşir çağına damgasını vurmuş en önemli yapıtlar.
Hiç kimse yok mudur bu resimleri değerlendirecek?
Hayır, yoktur.
Hiç kimse yoktur.
Olsun, biz gene yaratmaya, resmetmeye devam edelim.
Çünkü hem bir yolun sonundayız hem de yeni bir yolun başlangıcında.
Ama belki hiçbir zaman bu yolu kavrayamayacaktır kimse.
Ama bu olası mı?
Hayır, değil. Yoksa sanat olmazdı. Yalnız sanat değil, hiçbir şey olmazdı. Her şey yerinde sayardı.
İnsanlık ilerlemezdi.
İşte o korkunç sevgisiyle bu gerçeği de görmüştür.
Öyleyse niçin kendinden bu kuşku?
Bu işkence?
Daha önce yazdım: karşıtlıkların bunalımı.
Hem yaşamın hem ölümün.
Hem yeteneğin hem yeteneksizliğin.
Ve düşlediklerini hiçbir zaman
gerçekleştirememenin bunalımı.
Bu bunalımı yaşayan bir sanatçı, hiç kuşkusuz, o çıkmaz sokakta, karşısına çıkan kendini öldürebilir.
Oysa, onun yürüdüğü yol, hiç de çıkmaz bir sokak değildi.
Ve karşıdan gelen de kendisi değildi.
Çifte yanılgı.
Oysa, bir intihar için tek bir yanılgı bile yeter.
Lanetlenecek kimse yoktur. Ne anne, ne baba.
Ne de tanrı. Hiçbir işe yaramadığına inandığında
kendini lanet diyecektir o da.
Oysa, belli bir iş için, o işin gerektirdiği yetenekle doğmuş, ancak onu gerçekleştirilebilecek, başka hiçbir baltaya sap olamayacak kişilerdendir.
Kendine inancı olmadığı için lanetler kendini.
Bunaltı.
Varolmanın bunaltısı.
Var olamamanın bunaltısı.
Ressam olamamanın bunaltısı.
Bir şeyler gerçekleştirmek istemenin bunaltısı.
Bir şeyler gerçekleştirmenin bunaltısı.
Bir şeyler gerçekleştirip, gerçekleştirdiklerinin hiçbir işe yaramadığını inanmanın bunaltısı.
“Hiçbir zaman, hiçbir konuda, yararlı, başarılı bir şeyler yapamayacağım.”
Bu satırları yazdığında, ardında beş yüz resim vardır. Sağa sola dağılmış, hiçbiri alıcı bulamamış beş yüzden fazla resim.