Sare

“Öleceğini bilmek önemli değil,” diyor Fresnes’deki bir mahkum, “asıl dehşet ve kaygı, yaşayıp yaşamayacağını bilmemektir.”
Sayfa 32·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsan yaşamak istese de bu isteğin tüm eylemlerine egemen olacağını ummak boşunadır. İnsan bunun yanında hiçliğe yönelmek de ister, geri dönülmezi ve ölümü de sırf kendisi için ister. Bu yüzden kimi zaman suçlu yalnızca suçu değil, suça eşlik eden felaketi de ne kadar ölçüsüzse o kadar arzular. Bu garip arzu güç kazanıp hüküm sürdüğü de öldürülme ihtimali suçluyu durdurmaz, aksine, içinde kaybolduğu sarhoşlugu daha da arttırır. O zaman insan, bir anlamda ölmek için öldürür
Sayfa 24·Kitabı okudu
Ölüm cezasının gerçekten yıldırıcı olabilmesi için, insan doğasının farklı olması, yasanın kendisi kadar durağan ve dingin olması gerekirdi. Ama o zaman da insan doğası ölü doğa olurdu. Ama durum böyle değildir. Bu nedenle, insanın karmaşıklığını ne gözlemlemiş ne de kendi içinde deneyimlemişler şaşırtıcı gelse de, katil çoğu kez öldürürken kendini masum hisseder. Her suçlu, yargılanmadan önce kendini temize çıkarır. Kendini haklı bulmasa bile, hiç değilse koşulların kendisini mazur kıldığına inanır. Ne hesap yapar ne de sonucu düşünür; düşündüğü zaman da, tamamen ya da kısmen mazur sayılacağını düşünmek içindir. Ona göre son derece ihtimal dışı olan bir şeyden nasıl korkabilir? Ölüm korkusu suçtan önce değil, ancak yargıdan sonra ortaya çıkar. Demek ki caydırıcı olabilmesi için yasanın katili hiçbir şans tanımaması, baştan sona acımasız olması ve özellikle hiçbir hafifletici nedeni kabul etmemesi gerekirdi. Bizim ülkemizde bunu istemeye kim cesaret edebilir?
Sayfa 23·Kitabı okudu
Evet, ölüm korkusu inkar edilemez ancak bu korku ne kadar güçlü olursa olsun insanın tutkularını dizginlemeye hiçbir zaman yetmemiştir.
Sayfa 22·Kitabı okudu
Yine de insanların ölümden korktuğu inkar edilemez. Yaşamın elinden alınması kuşkusuz en uç cezadır ve insanda belirleyici bir korku yaratması beklenir. Varlığın en karanlık derinliklerinden fışkıran ölüm korkusu insanı yerle bir eder; yaşam içgüdüsü tehdit edildiğinde ise çılgına döner ve en ağır kaygılarla Debelenir. Bu nedenle yasa koyucu, yasasının, Insan doğasının en gizemli ve en güçlü mekanizmalarından birine etki ettiğini düşünmekte haklı olsa da yasa her zaman doğadan daha basittir. Ona egemen olmaya çalışarak varlığın kör bölgelerine girdiğindeyse düzenlemek istediği karmaşıklığı denetleyemez hale gelme riskini taşır.
Sayfa 22·Kitabı okudu