Gerçeklik ne kadar yalın bir yüzle karşımızda haykırırsa haykırsın, biz yine de kendi beklentilerimizin içten içe fısıldadığı yalanlara kulak kesiliyoruz.
Egemen şey; bilgiler değil, tecrübelerdi. Konuşan şey; ağız değil, yüreklerdi. Akıl, zaman, teçhizat, kullandığımız malzemeydi. Bizi biz eden gönüllerdi.
Şu seyirlik görüntünün içinde bile, nice umutlar ve acılarla tanış olduğunu düşündüm. Sonra bizleri bekleyen dağlara baktım. Ulu ve mağrurdular. Ne kana, ne de cana doyuyorlardı.