Kemal Tahir'den okuduğum ilk roman. Şahsen Türk Edebiyatı’na ve içerdiği Anadolu yaşantısı anlatışına aşina değilim. Klasikleşmiş bir yapı olmasına rağmen içine pek girebildiğim bir tema ve konu bütünü değil. Zannediyorum ki, hem dönemin üstünden geçen on yıllar hem de şehir hayatı ile köy hayatının farklarından ötürü içselleştirebilmek kolay olmuyor. Bunu normal karşılıyorum. Bu yüzden de, iki bölüm olarak ele alınan romanın giriş ve gelişmesini içeren, karakterlerin yaşantısına ve birbirleriyle ilişkisine yer veren görece daha yoğun olan ilk bölümde kaybolmuş hissettim. Fakat sonraki bölüm, ki kitabın ikinci yüzde ellilik dilimi diyebiliriz, daha akıcı ve anlaşılır bir anlatıya sahipti. Belki de nedeni, belli bir olay çerçevesine ve bariz bir ana karaktere sahip olmasıdır. Yine de belirgin fikir şu ki, ikinci kısmı rahatça kavrayabilmemizin sebebi de ilk bölümdeki inşasıdır.
Okumayı tercih ettiğim tür ve konu bakımından farklılık gösterdiği ve muhtemelen benim de Türk Edebiyatı'ndaki eksikliğimden ötürü sandığım kadar beğenemedim. Fakat okuduğum için asla pişman olmadığım ve Kemal Tahir ile edebi anlamda tanıştığım için mutlu olduğum bir eserdi.