"Daha fazla Ursula romanı okumam gerektiğini anladım," dedirten kitap. Yazarın karakteri gibi gerçek bir feminizm örneği, çakma olanlardan değil. Bir başyapıt bana kalırsa bu kitap. Unutup tekrar okumak isterim. Başlangıçta zorlu gelebilir ama roman içine çekmeyi beceriyor. Psikolojik, sosyolojik, fantastik, kurgu bilimsel, dini, felsefi konuların tümüne oluşturduğu evreni içerisinde değiniyor ve doyurucu bir anlatım sunuyor. Adeta tam teşekküllü bir sofraya oturmuş gibi oluyorsunuz ve kalkarken asla aç olduğunuzu söylemiyorsunuz. Bu kitap her şeye yeterince sahip ve daha fazlasını da istetiyor.
Gündelik bir okuma için uygun olduğunu düşünmüyorum. Kesinlikle türü sevenlerin öncelik tanıması gerektiğine ve onların da yine notlar, yorumlamalar ve çıkarımlar eşliğinde okuması gerektiğini savunuyorum. Seri içinde olduğu belirtilse de tek başına okunabilir ve anlaşılır bir kitap; öncülü ya da devamı yok. Yazar aynı evren içinde belli romanlar yazmış ve bu da onlardan biri. Ancak en başından başlayıp hepsini okumayı çok istiyorum.