Kitabı çok beğendim. Beklediğimden daha güzeldi. İlk kitabı okumaya devam ediyormuşum hissi yarattı. Seri içerisinde, ilk kitaba karşı duygusal bağımı saymazsam en beğendiğim kitap şu an bu kitap.
Her ne kadar üçüncü kitapta seriye olan ilgim azalmış olsa da(beklentim yüksek olduğundan ötürü), dördüncü kitaba başlarken daha ilgiliydim. Nedeni ise daha önce bin yıl sonrasıyla ilgili fikir ve teknolojilerin barındırıldığı bir hikaye okumamış olmam sanırım. Özellikle bu Arthur Clarke'tan olunca ilk üç kitaba bağlı kalmayarak okumak istedim. Doğruyu söylemek gerekirse yer yer bu ilgimin karşılığını alabiliyorken yer yer de alamadığımı gördüm. Ancak seriyi okuduğum için çok mutluyum. Ayrıyeten, kitap sonunda bulunan sondeyiş kısmı da ilgi çekiciydi. Zira burada yazar önceki kitaplarında bulunduğu (daha çok teknolojik olmak üzere) tahminlerinin zaman içerisinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini, o tarihlerde(99 senesi) üzerinde durduğu tahminleriyle ilgili gelişmeler yaşanıp yaşanılmadığını belirtmiş. Bazı fikirleri alırken kimler ile fikir alışverişi yaptığından bahsetmiş. Merak uyandırıcı buldum.
Serinin heyecanı lunaparklardaki hız trenleri gibi. İlk kitap ile çok heyecanlı başlıyor, ikinci kitapta da aynı heyecanı yaşayacağınızı zannedip biraz duruluyor ve üçüncü kitap için endişeleniyorsunuz. Üçüncü kitabın akışı ilk ikisinden daha farklı olduğu için (içerik anlamında) çoğunlukla tek düze gidiyormuş gibi gözükse de (ilk kitap kadar olmasa da) merak uyandıran bir düzene sokuyor. Bundan ötürü de son kitabın daha vurucu olacağını umuyorum.
Kendilerinden okuduğum ilk romanlardan. Bu kitabı ise 7 sene sonra tekrar okuma fırsatı yakaladım. Hatırımda kaldığı kadarı yeterliymiş. Bilim kurguya giriş yapmayı geciktiren biri için ilk tercih olmamalı. Ancak severlerin de bayılacağı bir roman diyebilir miydim emin değilim açıkçası. Strugatskileri sevip sevmediğimi anlamak için diğer kitaplarını da okudum. Sanki gerçekten iki uçuk kaçık Rus arkadaşın yarı ciddiyetle anlattığı ve her an inanılabilirliğini yitirecekmiş hissi taşıyan romanı. Diğerleri de öyleydi, o yüzden alışmıştım. Bu yüzden anlatılanlar kafa karışıklığından ziyade (bol soslu keşmekeş) üst üste sıkışan gizem parçacıklarının arasından akıveren iksiri içmek gibi. Yorumum hayali geldiyse bilin ki, bu kitabı okumaya pek de hazır değilsiniz. Eğer sizi kitabı okumaktan alıkoyduysam, tam da anlatılana benzer hareket etmişim demektir.