... ama bir düşünün: Siz erkekler bir kıza göz koyarsınız, evine gidersiniz, yakınlaşırsınız, sevdiğiniz o mu, değil mi gözlemlersiniz, beklerseniz, sevdiğinizden emin olduğunuz zaman da evlenme teklifi edersiniz....
- Ama her zaman öyle olmaz.
- Olsun, sevginiz olgunlaştığunda ya da seçtiğiniz iki kişiden biri üstün geldiğinde teklif yaparsınız. Oysa bir kıza sormazlar. Seçimi onun yapmasını isterler, ama bir seçim yapamaz, sadece evet ya da hayır diye yanıt verir.
Fizikten bir alıp ikinci sınıfta kaldığım zaman da her şeyin mahvolduğunu düşünerek aynı böyle irkilip kızarıyordum; kız kardeşimin bana emanet edilen işini bozduktan sonra da kendimi aynen bu şekilde mahvolmuş biri olarak görmüştüm. Ne oldu? Şimdi, aradan bir yıl geçtikten sonra bunu anımsamıyorum ve beni nasıl böyle seni üzebildiğine hayret ediyorum. Bu üzüntüm için de aynı şey olacak. Zaman geçecek ve ben buna aldırmayacağım bile.
Kendini benim yerime koyup, köyde yaşayan birinin görüş açısını gözünün önüne getirmeye çalış. Biz köyde ellerimizi çalışırken rahat kullanabileceğimiz bir duruma sokmaya çalışırız; bunun için tırnaklarımızı keseriz, bazen kollarımızı sıvarız. Oysa burada insanlar uzatabildikleri kadar uzatıyor ve elleriyle artık hiçbir şey yapamayacakları için kol düğmesi olarak fincan tabağı takıyorlar.