Sen necisin?" diye sormuşum.
"Ben müfettişim," dedi. Bilmezden geldim: "Müfettiş nedir? Memur mu?" dedim. Biz mahpus damında müfettişi çok gördük. Niyetim gönül eğlemek ... "Müfettiş demek memur düşmanı ... " de di, "yani memur takımından milletin bir şikayeti olursa ben daireyi apansız basar, kağıtları teftiş ederim. Köylüye bir haksızlık yapıldı mı, rüşvet yenildi mi ceza veririm. Senin anlayacağın ben memura karşı her zaman eşkiyanın hakkını ararım. Eşkiya dostuyum," dedi. Herifteki ağza bak! Cevabı cebinde bir herif. .. "Eyi miş öyleyse beyefendi," dedim, "sen memur takımı üstüne müfettiş isen ben de umum dağlar üstüne müfettişim."
- Senin haberin yok bre Aşık! Mustafa Kemal Paşa bu memlekette padişah mı kodu? Cümlesini sitir etmedi mi? Padişah fermanlarının battal edilmesi ne zamanın işi?
- Bize "namussuz" demiş.
- Sakın sen "namussuz" lafına mı küstün?
- Hele bak, ben sen miyim ki namussuz lafına sevineyim?
- Bu söz sizin merhabanız değil mi namussuzlar?
Kulveren köyünün -daha doğrusu otuz pareyi bulan bu havali Alevi köylerinin- biricik çerçisi Süleyman Ağa ona boylu, şişman, kırmızı yüzlü bir adamdı. Seferberlikte askerden kaç mış, sonra nasılsa zaptiye yazılmayı becermiş, düşmanlarının anlattıklarına inanmak icap ederse, el altından eşkiyalara yataklık edip cephane satarak para yapmıştı. Şakacılığı kadar, kindarlığı, inatçılığı da meşhurdu. Hiç gizlemez: "Ben, Allah sayesinde katır huyluyumdur," der, "inadımdır ve de inat iyidir! lnat edersin kendi kendine ... Lakin kimseye belli etmeyeceksin. inadın sonu selameti inat adam oldun mu, ayrıca deve kinli olursun.
Kürt hesabı: Öcünü, deli Kürt kırk yılda almış da, 'Oh ne çabuk aldım,' diyerek sefasından bayılmış. Kin güden adam inat olacak ki kendine yapılanı bir vakit unutmayacak ... "