Sabahlara kadar odalarda aşağı yukarı yürüdüğün gecelerde hep bir başkasının yerinde olmak istediğini, ama yerinde olmak istediğin bu başkasının kimliği konusunda bir türlü karar veremediğini biliyorum.
Sessizlerin,
anlatmayı bilmeyenlerin,
kendinini dinletemeyenlerin,
önemli gözükmeyenlerin,
dilsizlerin,
o iyi cevabı hep olaydan sonra evde düşünenlerin,
insanların hikayelerini merak etmediği o kişilerin, yüzleri diğerlerinden daha anlamlı daha dolu değil mi?
Hayatımın ilk yarısını bir başkası olmak istediğim için kendim olamadan, ikinci yarısını da kendim olamadığım yıllar için pişman olduğum için bir başkası olarak geçirdim.