“Ben senin yanından bir daha hiç ayrılmak istemiyorum, biliyor musun?”
“Niye?”
“Çünkü dünyanın en iyi insanı sensin senin yanındayken kimse bana zarar vermiyor ve kalbimdeki mutluluk güneş gibi parlıyor.”
“Sabahları erkenden kalkıp Serginho’nun evinin bahçesine uğruyorum. Bahçe kapısı kilitli değilse çabucak girip bir çiçek çalıyorum. Zaten orada o kadar çok çiçek var ki eksikliği fark edilmiyor.”
“Olabilir. Ama bu yaptığın doğru değil. Bir daha sakın böyle bir şey yapma. Hırsızlık olmasada küçük bir ‘aşırma’ sayılır.”
“Hiç de değil, Dona Cecilia. Dünya Tanrı’nın değil mi? Dünyadaki her şey Tanrı’nın değil mi? Öyleyse çiçeklerde Tanrı’nın...”