“Seni ışıltısız seviyorum”
Bu sözü kitapta gördüğüm andan itibaren düşünmeye başladım. Sevgi bu dünyada bize verilen belki de en güzel duygulardan birisi. Ben yokluğunu düşünemiyorum adımlarımı sevgiyle atarım, bu sadece insan sevgisi de değil her şeyi sevmek…
Attığın adımı, yürüdüğün yolu, soluduğun havayı…
Sana hiç bir çaba göstermeden hizmetine sunulmuş ama eksikliğini görmediğin için farketmediğin, düşünmediğin ve şükretmediğin o kadar çok şey var ki oysa. Bunlar dedim bize hepimize ışıltılarını göstermedikleri için mi şükranlarımızı severek sunmuyoruz.
Ve bunlar bize ışıltılarını göstermese de sevgimizi yine de şükranlarımızla göstermemek için neyi bekliyoruz ?
Işıltısız da olsa sevmek, sevebilmek ne güzel…
Kitabı elime ulaştığı andan itibaren okumaya başladım. Bir kitabı okumadan önce ilk ne yaparız arka kapağına şöyle bi göz gezdiririz neler içeriyor diye fikir sahibi oluruz değil mi ? Ben bu sefer fikir sahibi olmadan bu kitaba başlamak istedim. Elimde bir kitap vardı ve ne içerdiğini bilmiyordum. Ara ara kendime böyle küçük heyecanlar katmayı severim. İçsel bir konuşma mı acaba, belki bir deneme ?Her şey olabilirdi. İlk bir kaç sayfayı okuduktan sonra mizahi bir bakış açısıyla ve inanılmaz güzel ve orjinal betimlemelerle yazılmış içsel konuşmalardan oluşan mini yazılar olabileceğini düşündüm. Ama kitap beni sayfalar ilerledikçe şaşırtmaya devam etti. İnanılmaz güzel olay örgüsüyle şekillenmiş, akıcı ve dili de bir o kadar orjinal bir kitap elimde tutuyordum. Bu konuda yazarımız Mustafa Tan çok tebrik ettim doğrusu. Benzetmeleri ve o mizahi konuşmasını ve güncel olayları kitabın içeriğine eklemesini çok sevdim. Kitabı okuyan herkesin de benimle hemfikir olacağına bir o kadar eminim.
Gelgelelim içeriğine; kesişen 3 hayat hikayesi var kitapta ana karakterleri