Belki bu yüzden günümüzdeki gibi ses çıkarmadan, yazarla sessiz bir sohbete dalmışız gibi okuyan ilk kişiler büyük dikkat çekti.
4. yüzyılda Hippolu Augustinus, Milano piskoposu Ambrosius'un bu şekilde okuduğunu gördüğünde o kadar şaşırmıştı ki İtiraflar (Confessiones) adlı eserinde bundan bahsetmişti. Birisinin böyle bir şey yaptığına ilk defa tanık oluyordu. Ona sıradışı bir şey gibi göründüğü çok açık. Söz konusu eserde tuhaf bir şeyi anlatır gibi, Ambrosius'un okurken bakışlarının sayfalar üzerinde hareket ettiğini, aklının yazılanları anladığını ama dilinin sessiz kaldığını söyler. Augustinus bu okurun bedenen çok yakınında olmasına rağmen onunla birlikte olmadığını, kendi seçtiği daha özgür ve daha akışkan dünyaya gittiğini fark etmiştir: Yerinden kalmadan ve kimseye kendisini nerede bulacaklarını açık etmeden başka yerlerde gezinmektedir.Bu manzara Augustinus’a çok kafa karıştırıcı ve merak uyandırıcı bir şey gibi gelmiştir. Siz çok özel türden bir okursunuz ve mucitlerin soyundan geliyorsunuz.Sizinle aramızdaki bu özgür ve gizli diyalog, harika bir icat.