-Acımak... Ben insan ruhlarındaki derinliğin ancak onunla ölçülebileceğine kaniyim. Evet, dibi görünmeyen kuyulara atılan taş nasıl çıkardığı sesle onların derinliğini gösterirse başkalarının elemi de bizim yüreklerimize düştüğü zaman çıkardığı sesle bize kendimizi, insanlığımızın derecesini öğretir... Fikrimce yalnız doğruluk hastalığı, bir hak ve hakikat meselesi etrafında toplanmak kabiliyeti, bir cemiyeti mesut etmeye kafi gelemez... Bunun için acımak, birbirimizin feryadını, iniltisini duyabilmek de lazım!..
Nihayet anladı ki bu kahveler işsizlikten ve aile dirliksizliğinden doğan ıstıraplara karşı sığınılacak yegane mabedlerdir. Onlar da olmasa, mütekaitler için ölmekten başka yapılacak iş kalmayacaktır.
Bu söz Ali Rıza Bey'in kafasına bir sopa gibi indi. Bir gün evvel şirkette bir başkasından işittiği sözü hatırlıyordu. "Parasız namus nihayet bir iki göbek dayanır." Hemen birbirinin aynı olan bu iki söz iki dünya kadar birbirinden ayrı iki insanın ağzından çıkmıştı. Hangi korkunç kuvvetti ki bu iki ayrı insanı birbirlerini tanımadan, aynı dilden konuşmaya sevk ediyordu.