Bu roman yengesinin yanında ızdırap içerisinde yaşayan daha sonra yatılı okula verilip mürabbiye olan Jane Eyre'nin hayatını anlatmaktadır.
İnatçı ve başına buyruk karakterin zorlukla geçen hayatını bunun yanında dengesiz aşkını okumak isteyene tavsiye ederim.
İngiliz romanı Jane Eyre'nin hacimli olmasına rağmen akıcı cümleleriyle kolay okunduğunu düşünüyorum.
(Roman hakkında detaylar yazacağım)
Yukarıdaki cümlemde geçen "dengesiz aşk"ı anlatmaya çalışacağım.
Jane Eyre ve Rochester arasında dillere destan bir sevgi durumu söz konusuyken Roshester'ın deli bir kadınla evli olduğundan Jane Eyre ile evlenemediğini kitabı okuyanlar bilir. Daha sonra Jane Eyre'nin kaçması ve tekrar Rochester'a geri dönmesini de biliyorsunuz.
Benim dengesiz bulduğum kısım aslında burası.
Rochester her türlü açıklamada bulunmuşken Jane Eyre'nin gidişi doğru mu? Hadi gitti diyelim bir adama aylarca acı çektirip hiçbir şey olmamış gibi geri dönmesinde haklı mıydı? Hadi döndü diyelim "Rochester'ın karşısına çıkmak için şuanlık erken" tabirleri beni benden aldı. Hayır neyi bekleyeceksin adamın biraz daha kahrolmasını mı? Rochester'ın karşısına çıktıktan sonra da aklı sıra kendini kıskandırmaya çalışıyor neymiş efendim karanlık düşüncelerini öfke duygusuyla arındırdırmak istiyormuş. Açıkcası bu tür kısımlar bana şımarıklık dışında başka bir şeyi anımsatmadı. Bazı kısımlarda Jane Eyre'nin duruşu örnek alınabilicek olsa da çoğunlukla "kendi istediğimi yaparım" düşüncesiyle bencilleştiği oldu bence.
Roschester'ın hayatı vs. saf dışı bırakılıp sadece Jane Eyre ile konuşmalarına bakılınca gerçekten hayran kaldığımı söyleyebilirim. Basitlikten tamamıyla uzak cümleler kurmaları, birbirinden alakasız kelimeleri nizama sokmaları gerçekten hoşuma gidiyor. Yeri geldiğinde bu durumu abartsalarda