Şahsi fikrim dolayısıyla özel mektuplara dayanan edebi metinleri okumayı çok tercih etmezdim. Kişi hangi koşulda ve niyette yayımlarsa yayımlasın sanki birinin özel alanına girmek, birinin hayatına gereksiz yere dahil olmak gibi gelirdi. Tahkiyeli metin dışında, birinin doğrudan özel hayatını ele veren satırları okumak müsaade edilmiş dahi olsa mahrem gibi hissederdim.Bu sebeple çıktığında epey yankı uyandıran kitabı şairin düşünce dünyasını merak etsem de almamayı tercih ettim. Fakat meslekî alanım sebebiyle bir noktada bilgi sahibi olma ihtiyacı hissettim. Sonuç; iki yıl önce aldığım kitabı birkaç sayfa okuyup aynı kararsızlıklarla bugüne kadar bekletip nihayete erdirmek oldu. Bazı kitapların da kaderinde beklemek var sanırım.
Eser hakkında yazılmış incelemeleri okuduğumda geneli "Voov aşka bak,sevdaya bak,ne büyük sevda,ne muazzam duygular vs" şeklinde klasik methiyeler ile kurulu. Evet,büyük şairler büyük sever.. Ama her insanın sevdası kendi muhayyilesi,kendi hissiyatı ölçüsünde büyüktür. Şair de sevmiş,kalbinden tüm hücrelerine değin hissederek,kalp ağrısını taa ciğerlerinde çekene dek belki de...
Bazı satırlar çok dokunaklı ve derin, bazı satırlar çok sıradışı ve çılgınca; bazı cümleler çok güçlü,bazıları çok güçsüz,çaresiz...(Bunların bazılarını alıntılarla örnekledim) Çareyi,çaresizliği,hasreti,acımayı,sitemi,isyanı,nefreti vs pek çok duyguyu fazlasıyla çıkarımsayabilirsiniz. Toplumcu-gercekçi bir şair olması sebebiyle tarzını en duygulu ifadelerde bile belli etmiş. O yüzden çok şaşırtmadı beni. Kendisiyle ilgili var olan ön bilgilerimde olumlu/olumsuz anlamda değişmeler oldu. Her koşulda kararlı ve istikrarlı oluşu,fedakârlıktan çekinmeyen cesur duruşu,kendi dizelerini bile sevdiğinin adı ile neşredecek kadar sahip olduğu yeteneğe tamah etmeyişi vs