Nazlı

Nazlı
@Sayeigul
Öğretmen
1 Ocak 1987
276 okur puanı
Şubat 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·219 syf.··
2024 27. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 13 Eylül 2024 22:52
Nurettin Topçu... Yazarın tabiriyle "Çağdaş Bir Derviş",benim için modern çağın ötekileştirilmiş filozofu; ilim ve felsefenin idrâkine varamamış sağ kesimin "din düşmanı",sol kesimin "yobaz" olarak yaftalayıp ilimden,felsefeden ve eğitimden sürekli mahrum bırakılmaya çalışılmış siyaset ve partiler üstü kalender bir filozof,tefekkür deryasında muzdarip bir hoca.. Nurettin Topçu'yu tanımaya uzun zaman önce kendi eserlerini okumakla başlamış biri olarak(ki bence öyle başlanmalı) kitap Nurettin Hoca'ya dair başka bir kalemden okuduğum ilk eser. Eserde Topçu'nun çocukluğu ve gençliğinin,genç yetişkinliğinin geçtiği çevrelerle birlikte; eğitim hayatı,Paris ve İtalya yılları,Hareket Dergisi çalışmaları,Milliyetçiler Derneği ilişkileri ile 1960 Darbesi dönemi ve sonrasına uzanan süreç, fikirleri paralelinde verilmeye çalışılmış.Kitaba başlamadan önce kitap yazarına dair herhangi bir bilgim yoktu. Dolasıyla kitabın ilk yarısını aşana kadar biyografik bir esere göre fazla taraflı bulduğum üslûbu ve kaynakça belirtmeden yaptığı alıntı,yorum ve imalar beni biraz düşündürdü. Nitekim ilerleyen sayfalarda yazarın Topçu'ya yakınlığı,Hareket ekibi bünyesinde öğrencisi olması çoğu şeyi kendi gözlemleri ve duyumlarına göre anlatması kaynakçaya ihtiyaç duymamasını açıklıyor sanırım. Nurettin Topçu'nun fikir inşâsında etkileri olan Bergson,Louis Massignon,Paul Molla,Abdülaziz Bekkine ve yer yer Said Nursi gibi birçok isim ile ilgili de bilgiler veren yazar, Topçu'nun fikir ve ruh dünyasının daha iyi anlaşılabilmesi için geniş bir çerçeve çizmeye çalışmış. Bunu yaparken üslûbu akıcı kullanmış olsa da bazı isimleri gereğinden fazla güzelleme yaparak ön plana çıkarmaya çalışırvâri anekdotları,yine yer yer Topçu ile ilgisi olmayan gereksiz detaylar bir biyografik eserde benim tercih
Nurettin TopçuEmin Işık · Dergâh Yayınları · 2019430 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·250 syf.··
2023 4. kitabı
·
341 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2023 17:06
Bir şair ki,her cümlesi muntazam.Muhayyilesi derin bir hakikât,özü şuurlu bir kabiliyet ve kendisi istifâde edilmesi gereken yaşamış,nefes almış bir kitap... Çile benim başucu kitabım. Defalarca okuyup bitirdiğim;satır aralarında durduğum,dinlendiğim,düşündüğüm,takıldığım... Ama hiçbir zaman benim için bitmeyen de bir kitap. Bazı şairleri okursunuz,en beğendiğiniz şiirleri olur. En beğendiğiniz satırları olur;sembolleri,çağrışımları olur. Bunların yanında size hitap etmeyen şiirleri de olur. "E bunu da yazmış ne yapalım,her şiiri güzel ve anlamlı olacak değil ya." dersiniz.(Ya da ben öyle derim diyelim :) Ama Çile benim için öyle değil. Her şiirinde her mısra,her kelime ve anlam bütünlüğü öyle yerli yerinde ki, bir kelime çıkarsan şiir üstüne yıkılır,büyü ve anlam bozulur sanki. Bu gerçekten çok ender şairde rastlanabilen bir durum. Kitaba Çile adının verilmesi hem aynı adlı şiirine istinaden hem de Necip Fazıl'ın kendi tabiriyle 'Bir çile işçisi' olması sebebiyledir. Çile tabi burada tamamen şairin 'Davâ' misyonunu karşılayan sembolik ifadelerden sadece biri.  Kitabın ön söz kısmını karşılayan takdim bölümünde şair kendi şairliğini ve şiirini kendi ifadeleriyle tanıtır. Daha sonra temasına göre ayrı ayrı gruplandırdığı şiirleri Çile şiiriyle başlar. Yer yer dillerde 'berceste' haline gelen ikilikleri sayfalara bolca serpiştirilmiş ki bunlar da en az diğer şiirleri kadar etkili ve anlamlı. Bu ikilikler de şairin fikir işçiliğinin bir başarısı olarak mısralarca ifade edilebilecek çoğu şeyi iki mısra ile bence çok etkileyici biçimde vermiş. Ve kitap yine şairin poetik görüşleri ile biter. Bu kadar değil elbette. Başlı başına bir tez ürünü bence bu eser. Üzerine çok şey söyleyebiliriz ama söylenilmemiş çoğu şey de yine eksik kalabilir diye düşünüyorum. Bu da şiirin çok
Edebiyat
ÇileNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 202325,2bin okunma
Puan vermedi·188 syf.··
2022 63. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2022 17:41
Filibeli Ahmed Hilmi, Tanzimat ve Servet-i Fünûn edebiyatı dönemlerine tanıklık etmiş;o yüzyılın sosyal,siyasal ve edebî havasını solumuş biri. Aynı zamanda bu iki ekolün atmosferinde kalemiyle kendisi olmayı başarabilmiş; ama ön plâna çıkmamış ya da çıkarılmamış(!) ender kişilerden. Yaşadığı iniş çıkışları,sürgünleri,materyalist ve masonik oluşumlarla olan mücadelesini,tasavvuf ve din kavramlarını felsefe penceresinden açıklamaya çalışma girişimlerini de düşünürsek belki de tercihen olduğu noktada kalıp keşfedilmeyi beklemiştir. Yazarın okuduğum ilk eseri bu kitap. Daha ziyade bu eserle de tanınmış zaten. Eserin başkahramanı Râci'ye dair daha önce "Roman Kahramanları" dergisinde yapılan karakter incelemesini okumuştum. Râci beni biraz o incelemeyle esere çekti diyebilirim. Eseri kurgu olarak başarılı buldum. Hatta o yüzyılda,standart Tanzimat ve Servet-i Fünûn kurgu tekniğinden çok farklı ve akıcı. Yazarın kesinlikle çok iyi ve çok geniş bir hayal dünyası var. Hayâl ve hakikâti birbirine çok güzel geçirmiş,harmanlamış.Dil olarak sıkmıyor; akıcı. Tasavvufi kavramlara tema sebebiyle yer yer fazla yer verse de anlaşılır. Hatta bazı kavramları kişileştirmesi ve onlara giydirdiği tasavvufi mesajlar hoşuma gitti. Açıkcası bir insanın seyrüsülûk yolculuğunu anlatan böyle bir eserde beklemediğim kahraman ve kişilere; beklemediğim olaylara rastladım. Bu beni hem düşündürdü hem bakış açımı besledi. O yüzden rahatsız olmadım. Sona doğru biraz dikkatim dağıldı. Baştaki o akış ve farklılık sonlara doğru benim için biraz karıştı,durağanlaştı.Kimbilir belki yazar da sıkılmış, 'bir yere artık bağlayayım şu işi' demiştir bilemiyorum :) Netice olarak güzel bir hikâye ile konuyu bağlasa da bende bir eksiklik,yarım kalmışlık hissi uyandırdı. Râci'ye mesela ne oldu hâlâ merak ediyorum.
Edebiyat
A’mak-ı HayalFilibeli Ahmed Hilmi · Kapra Yayıncılık · 202122,4bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2022 51. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Ağustos 2022 20:21
Kitap takdir edersiniz ki çoğunuzun bildiği, okuduğu, aşina olduğu bir eser. Hakkında birçok değerlendirme, eleştiri, övgü, rivayet vs duymanız kaçınılmaz. Bilinen bir eser olsa da inceleme olarak birkaç söz bırakmak istedim ben de kenara. Benim kitapla tanışmam aslında lise yıllarıma dayanıyor. Goethe'yi Faust ile tanıma ve okuma gibi bir hata yapmıştım. (Ki Goethe okumaya başlayan birinin akıcılık,yalınlık,anlaşılırlık vb sebeplerle kesinlikle Faust ile başlamaması gerektiğini düşünüyorum.) Sonrasında bu eser kendisiyle ilgili rivayetleri bilmeden yazara ait okuduğum ikinci kitap oldu. Okurken kurgusu,karakter analizleri,duygu geçişleri ile; sonrasında ise birey ve toplum üzerindeki etkilerini araştırınca ben de epey etkilenmiştim. Yıllar sonra tekrar okuma ihtiyacı hissettim. Çünkü ana hatlarını bilsem de 20 yıllık bir süre geçtiği için kurgusundaki çoğu şeyi unuttuğumu fark ettim. Ve tabi bazı kitapların tekrar dönülesi kitaplar olması da bir sebep. Eser benim için Batı klasikleri arasında Sefiller'den sonra ikinci kült eserdir.Hugo'dan sonra da favori ikinci yazarımdır Goethe:) Bu yüzden burada ufak bir kıyaslama yapmak istiyorum.Goethe kurgu olarak bence Hugo'dan daha karmaşık ve pasif fakat; iç çözümleme/psikolojik tahlillerin etkileyiciliği ve gerçekliği bakımından daha başarılı. (Özellikle bu eseriyle.) Werther aslında psikolojik ve karakteristik olarak güçlü,ilkeli biriyken duygularını sindirme ve kabulleniş biçimiyle bambaşka bir sona adım adım gidebilmiş. Ki bu da insan olmanın tabiatını düşündüğümüzde aslında yadsınamayacak bir şey.Karakterin hayata bakış açısı ile eylemleri arasında büyük kırılmalar var. Mesela bunu düşünen,hayatı ve insanları bu kadar isabetli kavrayan biri nasıl bunu yapar,nasıl bunu söyler,tercih eder diyebildim. Werther, Lotte'yi
Edebiyat
Genç Werther’in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Bordo Siyah · 2018150,3bin okunma
Puan vermedi·207 syf.··
2022 44. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2022 00:29
Şahsi fikrim dolayısıyla özel mektuplara dayanan edebi metinleri okumayı çok tercih etmezdim. Kişi hangi koşulda ve niyette yayımlarsa yayımlasın sanki birinin özel alanına girmek, birinin hayatına gereksiz yere dahil olmak gibi gelirdi. Tahkiyeli metin dışında, birinin doğrudan özel hayatını ele veren satırları okumak müsaade edilmiş dahi olsa mahrem gibi hissederdim.Bu sebeple çıktığında epey yankı uyandıran kitabı şairin düşünce dünyasını merak etsem de almamayı tercih ettim. Fakat meslekî alanım sebebiyle bir noktada bilgi sahibi olma ihtiyacı hissettim. Sonuç; iki yıl önce aldığım kitabı birkaç sayfa okuyup aynı kararsızlıklarla bugüne kadar bekletip nihayete erdirmek oldu. Bazı kitapların da kaderinde beklemek var sanırım. Eser hakkında yazılmış incelemeleri okuduğumda geneli "Voov aşka bak,sevdaya bak,ne büyük sevda,ne muazzam duygular vs" şeklinde klasik methiyeler ile kurulu. Evet,büyük şairler büyük sever.. Ama her insanın sevdası kendi muhayyilesi,kendi hissiyatı ölçüsünde büyüktür. Şair de sevmiş,kalbinden tüm hücrelerine değin hissederek,kalp ağrısını taa ciğerlerinde çekene dek belki de... Bazı satırlar çok dokunaklı ve derin, bazı satırlar çok sıradışı ve çılgınca; bazı cümleler çok güçlü,bazıları çok güçsüz,çaresiz...(Bunların bazılarını alıntılarla örnekledim) Çareyi,çaresizliği,hasreti,acımayı,sitemi,isyanı,nefreti vs pek çok duyguyu fazlasıyla çıkarımsayabilirsiniz. Toplumcu-gercekçi bir şair olması sebebiyle tarzını en duygulu ifadelerde bile belli etmiş. O yüzden çok şaşırtmadı beni. Kendisiyle ilgili var olan ön bilgilerimde olumlu/olumsuz anlamda değişmeler oldu. Her koşulda kararlı ve istikrarlı oluşu,fedakârlıktan çekinmeyen cesur duruşu,kendi dizelerini bile sevdiğinin adı ile neşredecek kadar sahip olduğu yeteneğe tamah etmeyişi vs
Edebiyat
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,7bin okunma