… çarpıp yerden kalktı Bazarov. "Şimdi, vedalaşırken, tekrar ediyorum sana... zira kendimizi kandırmamıza gerek yok: Ebediyen ayrılyoruz, kendin de hissediyor olmalısın bunu.. akıllıca davrandın; bizim acı, sert bekâr hayatımız için yaratılmamışsın sen. Ne gözüpeklik var sende ne de öfke; (sende) gençlik cesareti, gençlik ateşi var. Bunlar bizim işimize yaramaz. Siz asilzadeler, asil bir boyun eğmeden ya da asil bir coşkunluktan öteye gidemezsiniz, oysa bunlar boş şeyler.
Siz dövüşmüyorsunuz sözgelimi ama yiğit geçinmeyi biliyorsunuz, bizse dövüşmek istiyoruz. O kadar!
Bizim tozumuz senin gözlerini aşındırır, kirimiz lekeler seni, hem sen bize yetişemedin de daha, kendine hayranlık beslemeden edemiyorsun, kendi kendini azarlamak hoşuna gidiyor. Bizimse canımız sıkılıyor kendimizle uğraşmaktan. Başkalarını istiyoruz! Başkalarını yıkmak gerek!
İyi çocuksun ama yumuşaksın, liberal bir bey oğlusun (…)