İnanmayın onlara Sayın Dostum, inanmayın. Yalan hepsi. Benim hastalığım yirmi yıl içinde bütün kasabada tek bir akıllı adam bulabilmemdir ama o da bir deli. Ortada hiçbir hastalık yok, yalnızca çıkışı olmayan bir kısır döngünün içine düştüm. Hiçbir şey umurumda değil, her şeye hazırım.
-Beni neden burada tutuyorsunuz?
+Hasta olduğunuz için…
-Evet hastayım ancak siz de biliyorsunuz ki onlarca hatta yüzlerce deli, özgürce dışarıda dolaşıyor. Çünkü cehaletiniz yüzünden onları sağlıklı olanlardan ayırt edemiyorsunuz. Neden ben ve bu zavallı insanlar, dışarıda dolaşanların yerine burada günah keçisi gibi oturmak zorundayız? Siz sağlık memuru, idare amiri ve bütün hastane güruhunuz ahlaki bakımdan hepimizden ölçülemeyecek derecede aşağı konumdasınız, neden burada oturan siz değilsiniz de biziz? Mantık bunun neresinde?
Buradan yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki akıl elimizde olan yegâne zevk kaynağıdır; etrafımızda akla dair hiçbir şey görmüyor, duymuyoruz. Bu da zevkten mahrum olduğumuz anlamına geliyor, gerçi elimizin altında kitaplar var ama bu canlı bir sohbetin karşılıklı ilişkinin yerini tutmuyor. Çok da doğru olmayan bir kıyaslama yapmama müsade edecek olursanız bence kitaplar notaya sohbet ise şarkı söylemeye benziyor.