Erdinç Aoron Ardınç

Erdinç Aoron Ardınç
@SayfaHayal
Cahillik insan için bir konfor alanıdır. Cahillik derken bütün insanları kast ediyorum, şu ya da bu ölçüde, nicelik olarak her insan belirli konulara karşı cahillik taşır. "Ruh, şeyleri var olmasalar bile, daima kendisinde hazırmış gibi hayal eder, yeter ki şimdiki varlıklarını dışarıda bırakan nedenlerle karşılaşmasın"(Etika) Dahası bilgisizliğimizin farkında olabilsek bile, bilgisiz olduğumuz durumdan kaynaklı, o bilgisizliğimiz giderilmiş olduğunda eylemimizin ne olacağını tam olarak bilmemiz mümkün değildir. Çünkü bilgi ruhun objesiyle bütünleşmesiyle mümkündür ve sonucunda eylemi veya bir duruşu, yönelimi gerekli kılmaktadır... Yani belirli kategorilerde kendimizi bilgisiz hissedebiliriz ve bilgilenmeye çalışabiliriz bazen ama ilk durumda bilgisizlik olduğu için, sürece dahil olan öğrenme serüveninde öğrenmek istediğimiz(ya da bize gerekli olan şeyin/objenin) şeyin öğrenmeye çalıştığımız şey olmadığını da anlayabiliriz. Yani bir çok başarısız deneyden çıkarılacak veriler sonucunda, elekten geçirilmiş belirli eylemler sonucunda bilgisizlikten kurtulabiliriz. Cahillik bir konfor alanı, bir güvenlik alanı; çünkü öğrenmeye çalışmak enerji ve efor gerektirir. Aynı zamanda da cahil olduğumuz şeyin/objenin kendisiyle bütünlük hissini tatmadığımız için zaten gereksinim duymamız da,(fakat içimizdeki boşluğun gerçekliği baki kalır, Spinoza'da Tanrının tabiatını kavramış olduğumuzda mutluluk, ve zihnin sakinlik kazanacağını söyler.Bu süreçte, Tanrının tabiatı kavranılmamışsa ruhumuz huzursuz olabilir...) hareket hissi oluşması ihtimali de zayıflar.Hayat içerisinde karşılaştığımız durumlar ancak bizi bu bilgi boşluğunu hissetmemize zemin sağlar. Bazı bilgiler heybemizde taşıdığımız bize doğrudan faydası olan bilgiler değillerdir. Bazı bilgiler de, bir çok kırıntı bilginin
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Zihinleri nasıl çölleştiriyorlar? Erk Acarer' in 7 ağustos BirGün' deki yazısında şu ifade çarpıcıydı: "Neoliberal, siyasal İslamcıları özetleyen en iyi klişelerden biri; “İnşaat Ya Resulallah” ifadesiydi. Fakat işlerin tamamen inşaat ile yürümeyeceği anlaşıldı. 2010’da Suriye’de başlayan çatışmalarla savaş ekonomisi keşfedildi. Bu, NeoOsmanlı ve ümmet fikri ile jelatinlendi ve topluma sunuldu. Savunma şirketleri, ‘fetih’ ve ‘vatan savunması’ propagandaları ile birlikte şişti. 2020 Defense News Top 100 Listesi’nde 7 Türk firmasının olması zirvenin göstergedir. Türkiye’de silah, güvenlik ve savunma işi Sedat Peker’in anlattıkları çerçevesinde aracı faaliyetlerle de şekillendi." Yani talana ve yasadışı olana, ahlaka ve vicdana sığmayacak her türlü yola başvurarak ülke ekonomisini şişirmeye çalışıyorlar, buna uyuşturucu ticareti dahil. Sanayi üretimi ve istihdamsa ise her gün daha fazla bağımlılaşıyor ve yoksullaşıyoruz Erk Acerer yazının devamında şunu söylüyordu hatta:" Kokain ile yakalanan TC GAP, Savunma Sanayi Müsteşarlığı’ndan alınmış ve yeni ismi ile TC-GVB olarak tescil edilmişti. Uçak Turgut Özal döneminden kalma. Herhalde ülkede, kokain taşıyan uçaklar, yangın söndürme uçaklarından daha dayanıklı oluyor!" hem fiziken hem zihnen ülkedeki çölleşme hızla sürüyor. Bugün okuduğum bir araştırmada(kaynak: Global araştırma şirketi İpsos) şu ifadeler geçiyordu:İklim değişikliği konusunda(ekolojik kriz olarakta anlamak mümkündür) en çok endişelenen ülkeler yüzde 32'ile Kanada, yüzde 30'ile Almanya, yüzde 28'ile Avustralya Türkiye'de ise halkın bu konudaki endişesi sadece yüzde 9! İşte bellek ve bilinç kaybı süreğenliğini bu araştırma sonucu çarpıcı bir şekilde gösteriyor...
Düşünce
"çok korkunç bir anlaşma var yazısız" "serbest piyasa hakaret frontal lobuna" "eski hali berbattı ama yeni hali enkaz, iş hayatı denen mekan neoliberal bir mezbaha" "bir kez dost edinen pişman niyeti yok etmeye de bir daha tekrar" (İndigo-Neoliberal Mezbaha) youtube.com/watch?v=JcbsN4m...
Müzik
"Katı olan her şey buharlaşıyor, kutsal olan her şey dünyevileşiyor ve en sonunda insanlar hayatın gerçek koşullarıyla ve diğer insanlarla ilişkileriyle yüzleşmeye zorlanıyor. modern burjuva toplumu, böylesine kudretli üretim ve mübadele araçlarının bir araya getirmiş olan bu toplum, yer altı güçlerini kontrol edemez bir büyücüye benziyor."