Cahillik insan için bir konfor alanıdır. Cahillik derken bütün insanları kast ediyorum, şu ya da bu ölçüde, nicelik olarak her insan belirli konulara karşı cahillik taşır. "Ruh, şeyleri var olmasalar bile, daima kendisinde hazırmış gibi hayal eder, yeter ki şimdiki varlıklarını dışarıda bırakan nedenlerle karşılaşmasın"(Etika) Dahası bilgisizliğimizin farkında olabilsek bile, bilgisiz olduğumuz durumdan kaynaklı, o bilgisizliğimiz giderilmiş olduğunda eylemimizin ne olacağını tam olarak bilmemiz mümkün değildir. Çünkü bilgi ruhun objesiyle bütünleşmesiyle mümkündür ve sonucunda eylemi veya bir duruşu, yönelimi gerekli kılmaktadır... Yani belirli kategorilerde kendimizi bilgisiz hissedebiliriz ve bilgilenmeye çalışabiliriz bazen ama ilk durumda bilgisizlik olduğu için, sürece dahil olan öğrenme serüveninde öğrenmek istediğimiz(ya da bize gerekli olan şeyin/objenin) şeyin öğrenmeye çalıştığımız şey olmadığını da anlayabiliriz. Yani bir çok başarısız deneyden çıkarılacak veriler sonucunda, elekten geçirilmiş belirli eylemler sonucunda bilgisizlikten kurtulabiliriz. Cahillik bir konfor alanı, bir güvenlik alanı; çünkü öğrenmeye çalışmak enerji ve efor gerektirir. Aynı zamanda da cahil olduğumuz şeyin/objenin kendisiyle bütünlük hissini tatmadığımız için zaten gereksinim duymamız da,(fakat içimizdeki boşluğun gerçekliği baki kalır, Spinoza'da Tanrının tabiatını kavramış olduğumuzda mutluluk, ve zihnin sakinlik kazanacağını söyler.Bu süreçte, Tanrının tabiatı kavranılmamışsa ruhumuz huzursuz olabilir...) hareket hissi oluşması ihtimali de zayıflar.Hayat içerisinde karşılaştığımız durumlar ancak bizi bu bilgi boşluğunu hissetmemize zemin sağlar. Bazı bilgiler heybemizde taşıdığımız bize doğrudan faydası olan bilgiler değillerdir. Bazı bilgiler de, bir çok kırıntı bilginin