Artık kendini tutamayan, ama kalabalık önünde ilk defa konuştuğu için utancından kıpkırmızı kesilen bir demiryolu bekçisi kürsüye doğru haykırdı:
"Yetsin artık, Peder Cassey, yetsin!.. Orta Çağ hikayelerini ne zaman kapatacaksınız artık? Tanrının sözcüsüsünüz, tamam anladık, peki bugünün hayatıyla, bugünün meseleleriyle hiç ilgilenmiyor mu Tanrı? Onun sözcüleri olan sizler ilgilenmiyormusunuz bugünün dünyasıyla, çünkü hem kör, hem sağır, hem de kötürümsünüz, dilinizi yutmuşsunuz siz... Tanrı size hiç benzemiyor ama... iğne deliğinden geçen ve geçmeyen deve hikayelerinizle, tüccarların kiliseden atılması masallarıyla çağımızın hiçbir olayını kavramak mümkün değil artık. Bugün Samson bile, çağın dolar yığınlarından örülmüş tapınağını oynatamaz yerinden... Söyleyin Peder Cassey, söyleyin, ne yapacaksınız yüz elli milyon dolarla oylayan muz tüccarlarını kiliseden atmak için?.. Ah!.. deveydi, tüccarlardı, hepsi masal bunların, din tarihini masallara döktünüz artık! Kiliselerde, tapınaklarda, günümüzün meseleleri neden konuşulmuyor. Çocuklardaki ölüm oranı mesela. Asgari ücretten, günlük çalışma süresinden, yaşlılık sigortasından neden bahsedilmiyor hiç?"