Öncelikle büyük bir nezaket ve özveriyle hazırlayıp biz okurlara sunduğu 'Yüreğin Yorgunluk Görmesin' adlı eseri için Yazar beye gönülden teşekkür ederim. Günümüzde bilginin ve emeğin bu denli cömertçe paylaşılması o kadar nadir ki, yazarın bu yaklaşımı bile tek başına kitabın ismindeki o duayı hissetmemize yetiyor.
Kitabın yazarıyla 1000 kitap uygulamasında karşılaşabiliyor olmak büyük bir artı. Ayrıca yazar beyle karşılıklı etkileşim halinde olabilmek samimi olarak söylüyorum benim için çok değerliydi. Milyonlarca kitap arasından Yüreğin Yorgunluk Görmesin kitabını bu nedenlerden dolayı tercih edip okudum. Hatta incelemesini de bu nedenden dolayı yapmak istedim.
Ilk olarak kitabın satırlarında okura karşı duyulan o derin sevgi ve iyi dilekler pırıl pırıl parlıyor. Bir yazarın okuruyla bu kadar samimi bir bağ kurması, ona sürekli dua eder gibi yaklaşması gerçekten çok etkileyici. Toplumun en çok ihtiyaç duyduğu nezaket dilini kitabın merkezine koymuş. İnanç ve tevekkül üzerine kurduğu o huzurlu dünya, yorgun ruhlar için çok kıymetli bir sığınak olmuş. insanı kendi iç dünyasında bir tefekküre de davet etmiş aynı zamanda.
Kitaba şans verip okumanızı tavsiye ediyorum.
Cuma beyin eğitimci olduğunu kitaba başladığımda bilmiyordum. Fakat kitabı okurken bir ara sanki bir akşam tanıdıklarımızla otururken bir abimizin çıkıp da aslında her zaman duyduğumuz o bölük bölük konuşmaları toparlayıp da bize anlatıyormuş gibi, bir ara da ögretmenim bize sınıfta müfredattan dersini anlatıyormuş gibi hissettim. Eğitimci kimliğini öğrenince bunu anlamıştım dedim. Çünkü kitabın satırlarından yazar beyin topluma bir şeyler öğretme ve yol gösterme gayreti satırların tonundan hissediliyor.
Kitabın dili çok samimi ve herkesin kalbine dokunabilecek bir sadelikte. Özellikle manevi değerlere,