“Ağaç dalına yapışıp kalmış böcek kabuğu gibi, rüzgar biraz güçlü esse sonsuza kadar savrulup gidiverecekmiş gibi, bu dünyaya yapışıp yaşamayı sürdürdüm ya işte.”
“Kıskançlık, Tsukuru'nun rüyası sırasında anladığı kadarıyla, dünyadaki en umutsuz zindandı. Neden derseniz, mahkumun kendi kendini kapattığı bir zindandı da ondan.
Birileri tarafından zorla içeri tıkılmış değildi. Kendiliğinden oraya girmiş, kilidi içeriden kapatmış, anahtarını ise kendisi parmaklıkların dışına fırlatıp atmıştı. Dahası, onun ora da kapalı olduğunu, bu dünyada bilen tek bir kişi bile yoktu. Elbette çıkıp gitmeye karar verecek olsa çıkıp gitmesi için bu yeterliydi. O zindan Tsukuru'nun yüreğinin içindeydi neticede. Fakat o kararı veremiyordu. Yüreği taş bir duvar gibi sertleşmişti işte, kıskançlığın özü tam da buydu.”